İNANÇ // AHLAK-I NEBİ  
ÖNDERLİĞİ

ÖNDERLİĞİ:
 
Bir arkadaşından bir miktar hurma ödünç alır. Ödeme zamanı gelince de o an kendi imkânı olmadığı için, Medineli bir müslümana kendi adına borcunu ödemesini söyler. Fakat Medinelinin verdiği hurmaların kalitesi daha düşüktür. Alacaklı kabul etmez. Medineli kızar:" Allah'ın Elçisinin verdiği hurmaları mı reddediyorsun?," der. Alacaklı, boynunu bükerek:
- Eğer Allah'ın Elçisi de adaletli davranmazsa, kimden adalet bekleyeceğiz? diye sorar. Bu durumdan Hz. Muhammed'in bilgisi yoktur. Haberdar edilince hüzünlenir, gözleri dolu dolu:

- Adam haklı , der. Emir verir hurmalar değiştirilir. ( Siret Ans.3/190 )

Mescid'te hutbe okurken, müslümanlıkta yeni birisi, ayağa kalkar, kan davası gütmektedir. Hz. Muhammed'in sözünü keserek, mescid'te oturan bir grubu işaret ederek:
- Ey Allah'ın Elçisi ! Bunların ataları bizim aileden birini öldürmüşlerdi. Biz de karşılık olarak onlardan birinin öldürülmesini talep ediyoruz " Hz. Muhammed sakin ama kararlı, cevap verir:
- Babanın intikamı oğlundan alınamaz. ( Siret Ans. 1/74 )

Arkadaşları arasında savaş ganimetlerini paylaştırmaktadır. Kalabalık tarafından sıkıştırılır. Biri de ağırlığını Hz. Muhammed'e @vererek, yaslanır. 0 ise elindeki küçük sopa ile yaslanan kişiyi iterek, uyarmak ve etrafını biraz rahatlatmak ister. Fakat kazara sopa adamın ağzının kenarını çizerek, biraz kanatır. Bunu görünce Hz. Muhammed ganimet dağıtımına derhal ara verir, sopayı adama uzatarak, onun da aynı şeyi kendisine yapmasını ve ödeşmelerini ister. Tavrı ciddidir. Herkes şaşkınlık içerisindedir. Arkadaşı bir an tereddüt ettikten sonra eliyle sopayı iterek konuşur:
- Ey Allah'ın Elçisi! Seni bağışlıyorum. ( Siret Ans.1/75 )

Medineli müslümanlardan fakir bir adam geldi yiyecek istedi. Efendimiz ona: " Evinde eşyan var mı ?" diye sordu.

- Örtü ve yatak olarak kullandığım bir çul ve su içtiğim bir kap var.

- Git onları getir! buyurdu. Eşyalar mescide gelince, açık arttırmayla satışa çıkardır.

- Bunları kim satın almak ister ? diye sordu. Sahabelerden biri onlara bir dirhem vereceğini söyledi. Hz. Muhammed:

- Arttıran yok mu ?diye bir kaç defa sordu. İki dirhem veren bir başkasına sattı. parayı fakir sahabeye uzatarak:

- Bir gümüşle yiyecek al. Diğeriyle de bir balta alarak bana getir , buyurdu.Adamın getirdiği baltaya kendi elleriyle baltaya bir sap hazırladı. Ve baltaya sapı takarak, arkadaşına uzattı.
- Şimdi ormana git, odun kes ve sat. On beş gün yanıma gel.
Fakir sahabi on beş gün sonra geldi.
- Ey Allah'ın Elçisi! 10 gümüş kazanmış bu parayla kendine ve ailesine elbise-yiyecek almıştı. Allah'ın Elçisi buna çok sevindi:
- Dilenciliğin, kıyamet günü suratında bir leke gibi görünmesinden, böylesi senin için daha hayırlıdır. ( Ebu Davud, Zekat26 )


Bir arkadaşı kimseye açamadığı büyük bir sıkıntıyı Hz. Muhammed'e getirir.
- Ey Allah'ın Elçisi! Karım bir çocuk doğurdu, teni esmer. Ben ise beyazım. Hz. Muhammed@ sorunu anlamıştır. Nezaketi daha ileri gidilmesine izin vermez. Arkadaşının sözünü keserek, bir soru sorar.
- Senin develerin var mı?
- Evet, var.
- Peki, renkleri nedir?
- Genellikle kırmızı.
- İçlerinde boz renkli de olur mu?
- Evet, bazen olur.
- 0 boz renk nereden gelmiştir?
- Herhalde atalarından birine çekmiştir.
- Karının doğurduğu çocuk ta belki atalarınızdan birine çekmiştir. Arkadaşı tatmin olmuş bir vicdan ve mutlu bir yüzle yanından ayrılır.

 
Geri