NEV'İYAT // ATEİZME CEVAPLAR  
AYIN YARILMA MUCİZESİ

Mucizeler, peygamberlere verilmek üzere kâinatın yaratıcısı tarafından onların davasını tasdik etmek için yaratılır. Bu sırada olmazlar olur, alışılagelmiş kanunların dışına çıkılır, o ana kadar geçerliliğini sürdüren kanunlar, o kanunları koyan kudret tarafından kaldırılır. Bu yönüyle mucizeler, "Hidayet imtihanının nurani ipuçlarıdır. İman sahipleri için sadece bir şevk ve düşünce deryasıdır. Fakat bazılarının nazarında ne o mucizeler ne de o mucizeleri gösteren Zat yeterlidir. Görmek istemeyen kadar, gerçek kör yoktur, İslâmi kaynaklarda "Şakkı Kamer" veya "İnşikak-ı kamer" olarak geçen "Ay'ın ikiye Yarılma Mucizesi" de, bunlardan birisidir.

Nasıl Gerçekleşti?
Kureyş Kabilesi'nin ileri gelen müşrikleri bir araya toplanmışlar ve Allah Resulünden, peygamberliğini ispatlayacak bir mucize istemeye karar vermişlerdi. Hep birlikte onun bulunduğu yere doğru ilerlerken gecenin ilk saatleri yaşanıyor ve Peygamberimiz, pırıl pırıl parlayan ay ışığı altında Hazret-i Ali, Huzeyfe ibn-i Yeman, Abdullah ibn-i Mes'ud, Enes ibn-i Mâlik, Abdullah İbn-i Abbas, Cübeyr İbn-i Mut'im ve Abdullah îbn-i Ömer gibi büyük sahabelerle sohbet ediyordu. (Tecrid-i Sarih Tercümesi, cilt: 9,s. 367, 372. Elmahh. Hak Dini Kuran Dili, II. Baskı, îst. 1960. c.7,s.4622.) İşte bu sıralarda Peygamberimiz İlahi bir emirle elini aya doğru uzatmış, onun parmak işaretiyle ay bir anda ikiye ayrılmıştır.
Peygamberimiz etrafındaki sahabelerine "şahit olun, şahit olun" diye tekrarlarken, Kureyş kâfirleri şaşkınlıkla birbirine bakmıyor ve "bize büyü yaptı" diyorlardı. Bir başka kureyşli de, "Muhammed sadece bize büyü yapmış ve Ay'ı iki parça olarak göstermiş olmalı" diyerek, bu hâdisenin civar beldelerden gelen kafile ve kervanlara sorulmasını istiyordu. Bu teklif, diğerleri tarafından da ister istemez benimsendi ve ertesi sabah Yemen ve başka taraflardan gelen kervanlar, soru yağmuruna tutuldu. Hepsi de gece seyahat ettikleri için ayın ikiye varıldığına şahit olmuşlardı. Bunun üzerine Mekkeli müşrikler, "Ebu Talibin yetimindeki sihir, semaya da tesir etti" diyerek inatlarını sürdürdüler. Ve Peygamberimizin yanında olmamalarına rağmen bu mucizeyi gören diğer müşrikler gibi, küfürlerinde sabit kaldılar. (Kadı îyâd: El-Şifa. îst 1290H.,c.l.s.238)
Hemen arkasından Allah kelamı nazil oldu: "Onlar bir mucize görseler, ondan yüz çevirip "normal bir sihir" der, yalan söyler, nefislerine uyarlar." (Kamer:3)
Evet, Miraç gibi Şakkı Kamer mucizesi de bizzat kâinat sahibi tarafından doğrulanmakta ve inkârcıların yüzüne çarpılmaktadır. Çünkü gök ehli olan melaike ve ruhaniler için en büyük mucize Mirac-ı Nebevi olduğu gibi yer ehli için de en büyük mucize Şakk-ı Kamer'dir. (Bkz. Bediüzzaman: Sözler, îst. 1989, s. 589. Mektubat, İst. 1986, s. 179–180.)


NEDEN HERKES GÖRMEDİ?
Ayın her gün farklı saatlerde doğması ve farklı menzillerde bulunmasının yanı sıra, o asırda gökyüzünü sürekli inceleyen âlimler de yok denecek kadar azdı. Aynı zamanda bazı ülkeler sis ve bulut gibi engellerden, bazıları da saat farkından dolayı Ay'ı göremiyordu. Mesela bu mucizenin gerçekleştiği saatte İngiltere ve İspanyada güneş yeni batıyor, Çin ve Japonya'da sabah oluyor, Amerika’da ise gündüz saatleri yaşanıyordu. (Bediüzzaman: Sözler, s. 588) Ayın görülmesi için yeterli şartlar, Arap Yarımadasının dışında en iyi Hindistan'da gerçekleşmiş ve Dhar Şehri kralı Raja Bjoh ve raiyeti tarafından bütün teferruatıyla takip edilmiştir. (The Müslim Digest, Vol. 34, Nos: 3-4, p.35) Chamal nehri kıyısındaki sarayının balkonundan ay'ın ikiye ayrıldığını gören Kral, önce dünyanın sonunun geldiğini zannederek büyük bir korkuya kapılmış, daha sonra da bunun Arabistan'da zuhur ettiğini duyduğu Peygamberin bir mucizesi olabileceğini tahmin ederek vezirini Mekke’ye göndermişti. Raja'nın veziri Peygamberimizle görüşme şerefine erişmiş ve Şakk-ı Kamer Mucizesinin O'nun eseri olduğunu anlayarak îslamiyeti seçmişti. Vezir ülkesine dönerken Peygamberimiz ona: "Raja'ya söyle, müslüman olsun ve Abdullah adını alsın" dedi. Peygamber buyruğu, Raja tarafından büyük bir şerefle yerine getirildi. Bugün bu bahtiyar hükümdarın torunları olan Bjohzadeler, Hindistan'daki Dhar şehrinin hemen dışında ikamet ediyorlar. (The Müslim Diğest,Vol.34)


BAŞKALARI DA GÖRMÜŞTÜ
Şakk-ı Kamer mucizesi, sadece Raja ve saraydakiler tarafından görülmemiş. Hindistan halkı tarafından da seyredilmişti. Mucizenin gerçekleştiği tarih, daha sonra bir başlangıç yılı olarak kabul edildi ve bazı eserler üzerine işlendi. Hatta bu ülkede ele geçirilen bir heykelde: "Ay'ın ikiye yarıldığı senede yapılmıştır" ifadesi bulunmaktadır. (Ömer Nasuhi Bilmen: Muvazzah îlm-i Kelam, 3. baskı, İst. 2959, s. 161.  İsmail Tekin: İnşikaku'l-kamer, Ank, 197O.S.17)


İLİM GÖRÜYOR
Ondört asır önceki astronomi ilminin ve haberleşme imkânlarının yetersizliği sebebiyle tam olarak görülemeyen veya görüldüğü halde haber olarak yaygınlaşamayan Şakk-ı Kamer Mucizesi, 4 Mayıs 1967 yılında Florida'daki Cape Kennedy Uzay Üssü'nden fırlatılan Orbiter 4 uydusundan çekilen Ay fotoğraflarıyla ister istemez gündeme gelmiştir. Orbiter 4'ün bu çalışmasında. Ay'ın dünyamızdan görülmeyen arka yüzü resimlenmiş ve sadece 3000 km. mesafeden çekilen yakın plan fotoğraflarıyla, Ay yüzeyinin %95'lik bölümü incelenebilmiştir. 67–1805 numara ile arşivlenen bu fotoğraflarda, daha önce küçük bölümler halinde çekilen ay fotoğraflarında fark edilemeyen bazı hususlar göze çarpmaktadır. Ay'ın arka yüzeyi, uzunluğu 240, genişliği de yer yer 8 kilometreyi bulan bir yarık tarafından boylu boyunca kuşatılmakladır. (The Müslim Digest Vol. 34) Fotoğraflar dikkatle incelendiğinde, aşağıdaki özellikler ortaya çıkmıştır:
1- Orbiter 4 tarafından tesbit edilen çatlağın kenarları, bariz şekilde yüksektir. Bu yükselmeler, ayrılan iki parçanın tekrar birleşmesi sırasında meydana gelen sıkışma, çatlama ve dalgalanmaların sonucu olabilir.
2- Eski büyük kraterleri boylu boyunca kesip geçen çatlağın merkezi, 65 derece güney ve 105 derece doğu olarak belirlenmiştir. Bu merkezin genç bir krater tarafından bozulduğu görülmektedir.
3- Tabii sebeplerle meydana gelen çatlaklar, dalgalı ve düzensiz bir çizgi oluşturdukları halde, bu çatlak mükemmel bir düz çizgi şeklindedir, özel bir sebebe dayandığı intibaını uyandıran çatlaklar. Ay'a ilk defa ayak basan astronot Neil Armstrong'un da dikkatini çekmiş ve kendi ifadesiyle onu hayrete düşürmüştür.
Ayrıca bir başka delil; İtalyan astronomi âlimi Cassini tarafından günümüzden tam 311 sene önce çizilmiş olan bir ay haritasıdır.
Modern astronomiyle uğraşan ilim adamları tarafından fevkalade önemli bir kaynak olarak kabul edilen ve ilmi yönü tartışılmadığı için birçok kitapta yer alan bu harita, günümüzde çekilen Ay fotoğrafları ile de mükemmel bir uyum arz etmektedir. Cassini'nin 311 yıllık bu haritasında, dünyamızdan görülen Ay yüzeyinin tamamını kuşatan tesadüflerle meydana gelmeyecek kadar muntazam olan bir çizginin varlığı, son derece açık ve net olarak görülmektedir.

 

 
Geri