NEV'İYAT // ATEİZME CEVAPLAR  
ALLAH BİLDİ, ANLADI KONUSU

Çok yerde yerde gösterdik ki T. Dursun, bütüncül muhakeme ve yargıdan yoksun, Arap dilinin temel özelliklerini bilmeyen, garazlı ve çarpıtıcı bir kişiliğe sahiptir. Bu konuda yine dediklerimizi doğrular nitelikte saçmalıklar sunmuştur.
"Bütüncül muhakemeden yoksundur" diyoruz... öyle olmasaydı, Kur'an'ı bir bütün olarak göz önünde bulundurur, böyle cahilliklere düşmezdi. Onun cahilliğini gösterecek bir iki noktayı burada açıklayacağız
1) Allah'ın evrensel niteliklerini bilmediğini, Kur'an'ın bu evrensel nitelikleri anlatan ayetlerini göz önünde bulundurmadığını, dolayısıyla böyle saplantılara sürüklendiğini göstereceğiz.
2) Arapçada çoğunlukla geniş zaman kipi mazi kipiyle yani geçmiş sığasıyla kullanıldığını örneklerle sunacağız.
A) Allah'ın ilminin bütün zamanlan aştığını bildiren bazı ayetler:
“Biliniz ki Allah içinizdeki sırları bilir. Ondan sakının." (Bakara: 235)
"O, göklerde ve yerde ne varsa her şeyi bilir.' (Ali İmran: 29)
"Göklerde de Ona İbadet edilir, yerde de. Allah açığa vurduğunuzu ve gizlediğinizi bilir. Ne kazandığınızı da bilir." (En'am: 3)
Görüldüğü gibi Allah'ın ilmi sonsuzdur. Zaman ve madde (ki zaman, maddenin uzay içindeki hareketinden ibarettir) Allah'ın yaratıkları olduğu için, Allah maddeden de, uzaydan da münezzehtir. Yaratan yaratılanın cinsinden olmaz. Olursa onu zaten yaratamaz.
Fakat Allah'ın ilminin iki boyutu var: Madde ve zamanı aşan geçmiş, gelecek ve hal Onun için bir an gibi olan evren­sel boyutu yanında bir de maddiyata, zamana bağlı olarak ortaya çıkan diğer bir boyutu var dır.
Mesela: Bir incir çekirdeğinin bir hücresi içinde bir milyon sahifelik maddi (genetik) bir bilgi yerleştirilmiştir. Böyle iğne başı gibi küçük bir yerde bu kadar bilgiyi sığdıran, ancak sonsuz, evrensel bir güç ve bilgi olabilir. Demek çekirdeklerdeki genetik bilgiler, ilahi ilmin, madde dünyasındaki örnekleri ve yansımalarıdır.
Şimdi: Bu gizli bilgi ortaya çıkıp incir ağacı olarak görününce; yani neyin ne olduğu ayırt edilince, maddi bir bilgi olarak ortaya çıkmış olur.
Bitki, insan, hayvan., vs. yaratıklardaki bu maddi bilgiler, ortaya çıkış zamanlarına göre bizim dil kalıplarımızla ifade edilir. Eğer, bu ortaya çıkış ve görünüm, gelecekle ilgili ise gelecek kipi kullanılır. Yok, eğer bu ortaya çıkış, geçmiş ile ilgili ise geçmiş zaman kipi ile ifade edilir.

1. Örnek: "Allah sizin içinizdeki mücahitleri bilmeden Cennete gireceğinizi mi sandınız?" (Ali lmran: 42)
Yani, özü sağlam mücahit ruhlular ortaya çıkmadan, sağlamlar çürüklerden ayırt edilmeyince, yani önemli cihad işlevi yapılmadan Cennete giremezsiniz.
2. Örnek:"Sizin bilmediğinizi O bildi. Ondan dolayı bir fütuhat kapısı açtı." (Fetih: 27)
Yani; evrensel bilgisinden Peygamberine Hudeybiye barışının hayırlı olacağını bildirmiş: bu evrensel bilgi. Peygamberin kalbinde geçmiş zaman içinde ortaya çıkmış ve geçmiş zaman kipi ile ifade edilmiştir.

B) Arapçanın bir dil mantığı olarak TE'KİD (Pekiştirme)  çok kere geniş zaman, geçmiş zaman kipi ile kullanılır. Bunun çok örnekleri var
1) "Biz geçmişleri de bildik (biliyoruz), gelecekleri de bildik (biliyoruz). (Hicr: 27)
2) "(Ya Lut) Sen bildin; (biliyorsun) Senin kızlarında bizim bir hakkımız yok." (Hud: 79)
3) “Siz cahil iken Yusuf a ne yaptığınızı bildiniz mi? (bilmiyor musunuz)”?
4) 'Biz, Yusuf hakkında iyilikten başka bir şey bilmedik (bilmiyoruz). (Yusuf: 51)
İşte: Bakara Sûresi ayet 187, 235'te geçen "Allah bildi" ayetlerinin bizim dilimizdeki karşılığı "Allah biliyor" dur. İnsanlara göre o olayın zamanı geçmiş olduğundan, hem de İlahi ilmin kesinliğini dile getirmek için, "bildi" kelimesi ile ifade edilmiştir.
Keşke T. Dursun, bu nitelikleri bilseydi veya sağ kalıp cahilliğini öğrenseydi. "Beda"' (görüş değiştirme) ise, Allah hakkında muhaldir, İslami metinlerde böyle bir görüşü destekleyecek bir bilgi yoktur. Bazı sapık gurupların bu şekildeki iddiaları ise, cahilliklerinden kaynaklanır. Heva ve heveslerine uymak için İslami emirleri kaldırmak istemelerinden dolayıdır.
Gariptir ki T. Dursun, Şiilerin kaynaklarını hiç kale almazken burada sapık bir Şii gurup olan Keysanilerin iddialarını malzeme yapmıştır... Görülüyor ki işine geldiği gibi kaynakları malzeme yapıyor.
"Allah, İstediğini siler, İstediğini sabit bırakır. Ana kitap onun katındadır." (Rad: 39) Ayetinin ise "Beda" ile hiç ilgisi yoktur.
Ayetin Anlamı Şudur:
"Evrenin temel yasaları ve planları vardır. Bir ağacın çekirdeğinden çiçek verişine kadar, yüzlerce yasaları, planları var, ağaç büyük bir bütünlük içindedir."
"Evren de, bir ağaç gibi, ilk temel elementlerden, insanın yaradılışına kadar her şey birbirine bakar, birbirini bütünler."
Bu yasalar, planlar, programlar olmakla beraber, Allah onlara bağlı değildir, o planlardan istediğini siler, (zamanı dolduğu için silinir) istediğini de sabit bırakır. Onun sonsuz kudret ve bilgisi olduğu gibi, sonsuz iradesi de var, her an her şeyi yeniden yapabilir.
Not: Kur'an meallerinde ve metninde "anladı" kelimesi hiç geçmediği, bulunmadığı halde T. Dursun tarafından, konuyu çarpıtmak için meallere sokulmuştur.

 (Turan Dursun ve Din 154-157)

 
Geri