NEV'İYAT // ATEİZME CEVAPLAR  
RAHMAN ARŞ'A İSTİVA ETTİ

RAHMAN ARŞA İSTİVA ETTİ"(1)NE DEMEKTİR

"İstiva" ve "Arş" kelimelerinin lügatte birçok manaları vardır. Turan Dursun bu ayeti açıklarken, kendi arzuları istikametinde, bu kelimelerin manalarından birini seçerek; "İslâm'ın Tanrı'sı sarayındaki tahtına kuruldu" diyor. Devamında da îslâmî inançlara ters yorumlar yaparak Allah'a bir mekân izafe etmeye çalışıyor.
Lügatlar incelendiğinde "İstevâ ale'l-Arş" ifadesinin bir deyim olduğu, mülk sahibi olma, hakimiyeti altına alma, mülkü idare etme manalarından kinaye olarak kullanıldığı görülüyor.(2) Bütün lügatlardan çıkarabileceğimiz bu manalara, Turan Dursun'un; "Durumu kurtarmak için yapılan, kelimelerinin asıl manaları dışında yorumlar" demesi meseleyi fazla araştırmadığını gösteriyor.
Başka ayetlerde geçen "Melik" kelimesine de "kral" manası vererek, saray ve taht manalarıyla irtibatlandırmak istemiş. Halbuki "melik" asıl manası itibariyle mülkün sahibi demektir. Yani bütün bu kâinat mülkünün sahibi olan Allah-ü Teâlâ'nın bir ismidir.(3) Kralın da belirli bir mülkü olduğu için, dolayısıyla ona da melik denmiş.
Bu ayetteki kelimeleri tetkik ettiğimizde genel manayı anlamak daha kolay olacaktır. Meselenin izahına geçmeden "Arş" kelimesinin ifade ettiği asıl manaları incelemek gerekiyor.
Arş kelime olarak; yükseklik, yücelik, üstünlük ifade ediyor. Terim olarak ise; her şeyi kuşatan bütün âlemleri içine alan, en dıştaki tabaka olarak tarif edilir.
Bu durumda "Rahman Arş'a istiva etti" denildiğinde Allah-ü Teâlâ bir mekâna izafe edilmiş olmaz. Çünkü "Arş" belirli bir mekân ifade etmiyor. O halde Arş'ın üstünde demek, bütün âlemin dışında, bütün mekânların, cihetlerin üstünde, aliyyü'l-a'lâ demektir.(4) Kur'an-ı Kerim'deki "Allah herşeyi ihata etmiştir" (Talâk, 65/12) mealindeki ayetler de bu manayı te'yid ediyor.
Ayrıca "Arş"; kâinatın idare merkezi, Allah'ın emirlerinin tenfiz ve icra yeridir. Hükümlerin koyulduğu, uygulamaya sokulduğu mahaldir.(5) Kâinat bütünüyle Allah'ın arşıdır. Meselâ; su, Allah'ın Hayat sıfatının tecellilerine arş olabilir. Hava emir ve iradeye arş olabilir. İşte Allah'ın, irade, rahmet, yaratma ve benzeri emirlerinin infaz edildiği merkezlere arş denmiş. Bu durumda Allah'ın Arş'a istiva etmesi, bütün bu merkezlerden, arşlardan âlemlere hükmetmesi, hepsine sahip olması manasına gelir.
Görüldüğü gibi ayetteki Arş'ın, Turan Dursun'un dediği gibi koltuk, saray gibi maddî şeylerle alakası yok. Eğer böyle olsaydı, Arş kelimesi "el" takısı almazdı. Arapçada "el" takısı kelimenin belirli olduğunu gösterir. Bu takıyı almasaydı, cins isim olurdu. O zaman belki koltuk, saray denilebilirdi. Fakat "Arş"ın "el" ile beraber kullanılması özel bir isim olduğunu gösteriyor.(6)
Ayet-i Kerime'yi bir başka açıdan ele aldığımızda ise, bir hakikatin mecaz yoluyla anlatıldığını görüyoruz. Sınırlı olan insan aklının büyük hakikatleri, gayb âlemini, Allah-ü Teâlâ'nın zatını ve sıfatlarını tam manasıyla idrak etmesi mümkün değildir. Allah-ü Teala'nın kâinatı tasarrufu altında tutması, idare etmesi ve herşeyin onun emriyle hareket etmesi, bir padişahın ülkeyi yönetmesine benzetilmiş. Padişahın tahtında oturması; ülkenin yönetimini elinde tutması, egemenliği altına alması demektir. Sultan nasıl tahtına oturup oradan ülkeyi yönetiyorsa, Allah, "Arş" dediğimiz bütün âlemi içine alan, âlemin idare merkezinden kâinatı idare ediyor.
Kur'an her seviyedeki insana hitab eden bir mürşiddir. Ders verdiği insanların çoğu avamdır. Yüksek hakikatlerin onların alıştıkları dilden anlatılması lazımdır. Bunlar hakikati anlamak için birer vesiledir.(7)
Kur'an bir bütündür. Herhangi bir mesele ele alınırken Kur'an'ın bütünü göz önünde bulundurulmalıdır. Turan Dursun, bu ayete göre bir takım hükümleri bina ederken, aşağıda zikredeceğimiz bu konuyla alâkalı diğer âyetleri nasıl izah edecek:
"Gökte de, yerde de ilah olan O'dur. O Hâkimdir, bilendir. " (Zuhruf, 43/84)
"Nerede olursanız, o sizinle beraberdir." (Hadid, 57/4)
"Biz insana şah damarından daha yakınız." (Kâf, 50/16)
"O, insanların vasıflandırdığı şeylerden ulu ve yücedir. " (Enam, 6/100)
Netice olarak, Allah (cc) zatı itibariyle, mekândan, zamandan, şekilden münezzehtir. O yarattığı bütün şeylerden, âlemlerden, arşlardan, mekânlardan ayrıdır, hepsinin dışında, hepsinden yücedir. Fakat O, ilmiyle, kudretiyle, hâkimiyetiyle her yerdedir, her şeyi kuşatmıştır. O yücelerden yüce, ötelerin ötesindedir. Hiçbir şey O'nu ihata ve idrak edemez ama O her şeyi ihata eder.

*************************************************************************************************

1- A'raf, 7/54; Tâhâ, 20/5.
2- Mu'cemu'l-Vasit, Kâmusu'l-Mühit, Muncid, Mevarid.
3- Lisanu'1-Arab, Müncid, Mu'cemu'l-Vasit
4- Yazır. Elmalılı Hamdi. Hak Dini Kuran Dili. 4/54.
5- A.y.
6- A.y.
7- Nursi, Bediüzzaman Said, İşaretü'l-İ'caz, 130.

 
Geri