NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
EHLİ SUFFE VE ZAVİYELERİN KURULMASI

Zaviye kelimesi, ya halktan el çekmelerinden dolayı "inziva"dan ya da halktan uzaklaşma ve saklanmaya olan meyillerinden dolayı "evin zâviyesi "(evin köşesi)nden alınmıştır. Zaviyeler III, (IX.) yüzyılda tasavvuf taifesinin ortaya çıkması ve bu adla (sûfi) anılmalarıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Tabiîn zamanında ise "ubbâd" (âbidler) adıyla anılıyorlardı. Onlar muhtemelen, Hz. Peygamber (sav) zamanında kendilerini ibadete verip ne aile ne mala rağbet etmeyen suffe ehline nispet edilmişlerdir. Bunlar, söylendiği gibi, Allah ve İslâm'ın misafirleri olup vakıflarıyla geçinmek için zaviyelerde barınıyorlardı. Bunu Bezlü'l-kerâme li-kurrâi'-mekâme müellifi söyler.

Takiyüddin el-Makrizî el-Hıtat'da şöyle der: Ribât ve zaviyeler kurmanın mesnedi Sünnet'te vardır. Şöyle ki Hz. Peygamber (sav) ashaptan ne malı ne ailesi olmayanlara mescidinden bir yeri barınak yapmıştı, orada ikamet ediyorlardı. Bunlar ehl-i suffe diye tanınmışlardı.

Sahîh-i Buhâri'de, Ebû Hureyre'nin, müslüman olduğu ilk zamanlarda uğradığı sıkıntıyı ve Resûlullah'ın (sav) "Suffe ehline uğra ve onları bana çağır" sözünü dile getirdiği rivayette o şöyle der: Ehl-i suffe İslâm'ın misafirleridirler; ne bir aile, ne bir kimse ve ne de bir malları vardır. Hz. Peygambere (sav) bir sadaka (zekât) geldiğinde onlara gönderir, ondan bir şey yemezdi. Bir hediye geldiğinde ise onlara gönderir, kendisi de ondan nasiplenir, onları da hediyeye ortak ederdi. (et-Kettani, Teratibu’l İdariye Terc., 2/54)

 
Geri