NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
HALİFE, MELİK VE SULTAN KELİMELERİ ARASINDAKİ FARK

Ömer b. Hattâb (ra) Selmân'a "Ben melik miyim, halife mi?" diye sordu. Selman da ona "Eğer Müslümanların toprağından bir dirhem veya ondan daha az yahut daha çok bir vergi alır da onu asıl yerinden başkasında harcarsan sen halife değil meliksin" diye cevap verince, Hz. Ömer'in gözleri yaşardı. Yine Hz. Ömer'den şöyle dediği nakledilir: "Allah'a andolsun, halife miyim, melik miyim bilemiyorum, eğer melik isem bu çetin bir iştir!" Birisi ona "Ey emîrü'l-mü'minîn bu ikisi arasında fark vardır" deyince, farkın ne olduğunu sormuş, o da şöyle cevap verdi: Halife, ancak hak olanı alır ve gerçek yerine harcar, Allan a hamdolsun ki sen böylesin. Melik ise halka zulmeder ve şundan alır ötekine verir.” Bunun üzerine Hz. Ömer sükut etti.(Suyuti, Hüsnü'l-muhâdara, 2/125, et-Kettani, Teratibu’l İdariye Terc., 1/143)

Hafız İbn Hazm Naktu'l-arûs adlı eserinde şöyle der: ..İnsanlar Hz. Ebubekir konusunda görüş ayrılığına düştüler, Allah'a andolsun ki o Resûlullah'tan (sav) bir ahidnâme ile halifeliğe gelmiştir. Bunun mesnedi de müslümanların Hz. Ebubekir'i "Allah Resûlü'nün halifesi" diye adlandırma konusunda görüş birliğine varmış olmaları; ondan başka hiçbir kimsenin, Allah Resûlü'nün (sav) hac ve gazveleri sırasında ne Medine'de kendi yerine halef bıraktığı ne de namaz kıldırmak üzere görevlendirdiği hiçbir kimsenin bu adla adlandırılmamış olmasıdır.

Bunun bir başka delili de sabit rivayet yollarıyla rivayet ettiğimiz ve bir kadının, ölümü kastederek "Ey Allah'ın Resulü, ya seni bulamazsam?" dediğinde, hz. Peygamber'in (sav) "O zaman Ebubekir var" buyurduğu hadistir. (Müslim, Fedailüs-Sahabe,10; İbni Sa’d, 3/178; et-Kettani, Teratibu’l İdariye Terc., 1/135)

 
Geri