NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
KİTAPLARIN TERCÜMESİNE ASHAP ZAMANINDA BAŞLANDI

Ebû Osman Amr b. Bahr el-Câhız (ö. 255/869) el-Beyân ve't-tebyîn (Mısır 1313,1,126) adlı eserinde şöyle der: Hâlid b. Yezîd b. Muâviye şair bir hatip, özlü ve fasih konuşan bir kimseydi. O astronomi, (nücûm) tıp ve kimya kitaplarını tercüme eden ilk kimsedir. İbn Ebû'l-Hadîd el-Medâinî Şerhu Nehci'l-belâğa'da (Mısır baskısı, III, 476) şöyle der: "Hâlid b. Yezîd b. Muâviye mütercim ve felsefecilere ihsanda bulunan, hikmet ehli ve her sanat erbabının reislerine yakınlık kuran, astronomi, tıp, kimya, savaş, âdâb ve sanatlarla ilgili kitapları tercüme eden ilk kimsedir". Şüphesiz, adı geçen Hâlid hicrî birinci yüzyılda 85 (702) yılında vefat etmiş olup bu tarihten sonra sahabeden birçokları yaşamışlardır.

Şemsüddin Muhammed es-Seffârinî kendi Akîde'sinin şerhinde Salahuddin es-Safedi’den naklen şu bilgiyi verir: "Kitapları Arapçaya tercüme ettiren ilk kimse Abbasi halifesi Me'mûn olmayıp bunu ondan önce birçokları yapmıştır. Yahya b. Hâlid Fars kitaplarından Kelile ve Dimne'yi Arapçaya tercüme ettirdi, kendisi için de Yunan kitaplarından, el-Mecistî (Almagest) Arapçaya çevrildi. Yaygın görüş, Yunan kitaplarını Arapçaya ilk tercüme ettirenin Hâlid b. Yezid b. Muâvive olduğudur. O bunu, kimya kitaplarına düşkün olduğunda yaptırmıştı." Seffârinî s. 10'dan sonra şöyle der: "Hâlid b. Yezîd'e gelince, onun için tıp ve astronomi kitapları Arapçaya çevrildi. Kendisi için tıp ve astronomi kitapları Arapçaya çevrilenin halife Mansûr olduğu da söylenmiştir. Hâlid'e gelince, onun tutkusu kimya sanatına olup bu konuda risaleleri mevcuttur. Bu bilgiyi Meriyânus er-Râhib (Marianos Romenus) er-Rûmî adlı bir rahipten öğrenmişti".

Matbu Keşfuzzunûn'da (I,447) şu bilgi verilir: Hâlid b. Yezîd b. Muâviye'ye Mervanoğulları'nın hakimi (bilge) deniyordu. Zihnine sanat (simya, kimya kastediliyor) takıldı, felsefecilerden bir grubu çağırtıp sanatla ilgili kitapları Yunancadan Arapçaya tercüme etmelerini emretti. Bu, İslam’da ilk tercüme işidir.

Suyûtî'nin el-Evâil'inde şu bilgi kaydedilir: Kendisi için ilk defa tıp ve astronomi kitapları tercüme edilen kimse Hâlid b. Yezîd b. Muâviye'dir. Bunun Mansûr olduğu da söylenmiştir. Îbnü'n-Nedîm de Fihrist'inde (s. 242, 244) şu bilgiyi zikreder: Kimya sanatı Hâlid b. Yezîd b. Muâviye zamanında Iskenderiyye okulunda revaçta idi. Bu konuda bir grup bilgin önde gelmekteydi ki Estefân el-Kadîm (Stephanos) adlı Bizanslı rahip bunlardandı. Bu ve îbn Ebi'l-Hadîd'in daha önce geçen sözüyle, Corci Zeydân'ın Târihu âdâbi'l-luğati'l-Arabiyye'de söylediği "onlar muhtemelen Hâlid b. Yezîd için astronomiyle ilgili bir şeyler tercüme ettiler" sözü ve Îbnü'l-Kıfti'nin Ahbâru'l-hukemâ'da (s. 286) İbnü's-Sinbadî'nin biyografisinde söylediği "O Kahire'de kütüphanede, üzerinde “bu küre emir Hâlid b. Yezîd b. Muâviye tarafından gönderilmiştir' diye yazılı olan bir küre gördü" sözünün anlamını kavramış olursun.

Derim: Câhız, Îbnü'n-Nedîm, İbn Hallikân, Îbnü'l-Kıftî, İbn Ebû'l-Hadîd, Safedî, Suyûtî ve diğerlerinden nakledilen bu bilgilerle, İbn Haldun'un "Apaçık bilinen bir husustur ki Hâlid Arap soyundan olup bedeviliğe daha yakındı ve genelde ilim ve sanatlara uzak bulunuyordu. Nasıl olur da terkibe giren maddelerin nitelik ve özelliklerini bilmeye dayanan enteresan bir sanatla alakası olur? Üstelik bu konuyla ilgilenen bilginlerin tabiiyât ve tıbba dair eserleri de o sırada henüz tercüme edilmiş değildi" sözleriyle ortaya koyduğu basit akıl yürütmesindeki isabetsizlik anlaşılmış olur. İbn Haldun'un hücumunu red için, o zamana yakınlığı ve derin bilgisi bakımından kim olduğu bilinen İbnü'n-Nedîm'in "kimya sanatı Hâlid zamanında revaçta idi" sözü yeter. Böylece Îbn Haldun'un çıkardığı sonuç, yanlışlıkta yerin dibine geçmiş olur. Allah, doğrusunun en iyi bilir.

Adı geçen Târihu âdâbi'l-luğati'l-Arabiyye'de (I, 233) şu bilgi kaydedilir: Mervân b. Hakem'in (ö. 65/685) çağdaşı ve Basra'da oturan Mâserceveyh adlı Süryâni asıllı Yahûdî bir tabip vardı. Onun zamanında, tıpla ilgili en önemli elkitaplarından (künnâş, künnâşe, hâvî) biri ortaya çıktı..Papaz Ehrûn b. A'yûn tarafından Süryânîce yazılan bu eseri Mâserceveyh Arapça'ya tercüme etti. Ömer b. Abdülaziz halife olunca bu kitabı Şam'da kütüphanede buldu. Bazı kimseler halifeyi, kendisinden faydalanılması için bu eseri müslümanların hizmetine sunmaya teşvik ettiler. O da bu konuda kırk gün istiharede bulunduktan sonra kitabı halkın istifadesine sundu. Şifâü'l-ğalil'de şu bilgi verilir: Künâş, "gurâb" kalıbında bir kelime olup aslı Süryânîce'dir. Mecmua (derleme, koleksiyon) ve tezkire (ajanda, not defteri) manalarına gelen bu kelime filozofların (hukema) sözlerinde çok geçmekte olup felsefe kitaplarını mütalaa edenlerin bildiği üzere onlar bazı kitaplarını da bu şekilde adlandırmışlardır.

(Et-Teratibül İdariye 2/337/229)

 
Geri