NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
TASAVVUF İLMİNDEN İLK BAHSEDEN SAHABİLER

İbn Luyûn et-Tücîbî el-înâletü'l-ilmiyye'sinde şöyle der: "Tasavvuf ilimleri konusunda ilk söz söyleyen kimse Hz. Ali'dir". Salih âlim Ebû'l-Kasım Ali b. Muhammed b. Haccû Ziyâü'n-nehâr'da şöyle der: "Ashabın bilgisi Allah ve ahirete dairdi. Kendileri havf (korku), hüzün, mücâhede, murakabe, kanaat, sabır, tevekkül, rıza, Allah'tan başka şeylerden kopup yalnız ona bağlanma, derin ve tüm kapsayıcı bir ihlâs ehli idiler. Cihâd, nefisle mücâhede, ikram, güzel ahlakı elde etmeye çalışmak, tevhid, ihlas, yakin ve zikir gibi ibadet ve hususları yerine getirmeye ve elde etmeye çalışıyorlardı. İşte bu da tasavvuf ilmidir. Allah Resûlü'nün (sav) hutbe ve tavsiyelerinin büyük kısmı tasavvufun kapsamına giren hususları içeriyordu. Erkek ve kadın sahabiler de buna rağbet duyup elde etmeye çalışıyorlardı. Her müslümana vacip olan ilim, zamanında ashabın ilgilenip uyguladığı ilim olup bu da tevhid, ihlâs ve tövbeden sonuna dek tasavvufun diğer makamlarının bilgisinden ibarettir". Bu bilgilerle, tasavvuf konusunda ilk söz söyleyen kimsenin Hasan-ı Basrî olduğuna dair el-Medhal'de geçen bilginin anlamını bilmiş olursun. Hasan-ı Basrî, Hz. Peygamberin hanımlarından Ümmü Seleme tarafından emzirilmiş olup burada kastedilen, onun Hz. Ali'den sonra tasavvuftan söz eden ilk kimse olduğudur.

Daha sonra Kadı Îbnü'l-Hâc'ın ed-Dürrü's-semin'e yaptığı haşiyede Tüsterî'nin er-Risâletü'l-ilmiyye'sinden şu bilgiyi naklettiğini gördüm: "Hasan-ı Basrî şöyle dedi: Tasavvuf ve fakr konusunda ilk söz söyleyen kimse Hz. Ali'dir". lbnü'l-Hâc sövle der: Bu yüzdendir ki babam el-Hikem’e yaptığı nazımda Hz. Ali'yi tasavvuf ilminin kurucusu saymıştır;

                                                                   
                                                                     Onun Ali'dir kurucusu

                                                                     İlim ve hikmet sahibi olan.


Bu bilginin benzerini o el-Ezhârü't-tayyibetü'n-neşr adlı eserinde de tasavvuf ilminin kurucusundan söz ederken vermiştir. Kâvukci'nîn ez-Zehebü'l-ibrîz'inde şu bilgi verilir: "Ebû Zer el-Gıfârî, beka ve fena ilmi konusunda konuşan ilk kimsedir."

İmam Ebû Tâlib el-Mekkî'nin Kûtü'l-kulûb'unda şu bilgi kaydedilir: Hasan-ı Basrî bu ilmin yolunu açan, bu konuda dilleri çözen, onun manalarını dile getiren, nurlarını açığa çıkaran ve peçesini açan ilk kimsedir. Bu konuda söyledikleri, akran ve arkadaşlarının hiç birinden duyulmuş değildi. Kendisine şöyle denildi: "Ey Ebû Said, bu ilimle ilgili öyle şeyler söylüyorsun ki başkasından duymuş değiliz. Kimden aldın bunu?" Hasan-ı Basrî "Huzeyfe b. Yemân'dan" karşılığını verdi. Denildiğine göre, Huzeyfe b. Yemân'a "Bu ilimle ilgili olarak öyle şeyler söylüyorsun ki Allah Resûlü'nün ashabından hiç kimseden duymadık, nereden aldın bunu?" diye söylenmiş, o da "Resûlullah bunu yalnız bana bildirdi" karşılığını vermiştir. Ebû Tâlib el-Mekkî bundan önce şöyle der: Hasan-ı Basrî, bu söz ettiğimiz ilimde imamımızdır; onun izinden gidiyor, yolunu takip ediyor, kandilinden aydınlanıyoruz. Allah'ın izniyle bu bilgiyi, ona varıncaya dek bir imam diğerinden alarak naklede geldik. O Bedir'e katılan sahabelerden yetmiş kişiyle görüşmüş, üçyüz sahabeyi, Osman b. Affân'ı, Ali b. Ebû Tâlib'i... görmüştür. Ebû Tâlib el-Mekkî, bundan önce de şu bilgiyi zikreder: Ali b. Ebû Tâlib Basra mescidinde Hasan-ı Basrî'nin ilim halkasına vardı, o bu ilim konusunda konuşuyordu. Kendisini dinledi sonra döndü ve onu dışarı çıkarmadı (Kûtü'l-kulûb, 1,148,149,150). Bundan anlaşılıyor ki efendimiz Hz. Ali'nin onu mescidden çıkardığı ve bu konuda konuşmaktan menettiğini ileri süren kimse yalan söylemiştir.

(Et-Teratibül İdariye 2/339/341)

 
Geri