NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
MANCINIK YAPAN

Mancınık, kendisiyle taş atılan bir âlet olup Arapçalaştırılmış bir kelimedir. Hafâcî Nesîmü'r-riyâz'da şöyle der: Bu kelime mancınık veya mincınık şeklinde okunmakta olup düşmana büyük taşlar fırlatmak için kullanılan bir âlettir. Şöyle ki odundan yapılmış son derece yüksek direkler (atıcı) bağlanır, üzerine atılması istenen şeyler konulur, sonra direğe vurulur ve onu oldukça uzak bir mesafeye fırlatır. Bu, barut ve topun icadından öncelere uzayan eski bir âlettir.

Siyer'de kaydedildiğine göre Hz. Peygamber (sav) Tâif halkını kuşatma altına alıp onları mancınıkla taşa tutmuştu. İbn Hişâm şöyle den Kendisine güvendiğim biri, İslâm'da ilk defa mancınık kullanan kimsenin Resûlullah (sav) olduğunu ve onunla Tâif halkına attığını bana haber verdi.

Suyûtî de Evâil'inde bunu kesin olarak belirterek şöyle der: İslâm’da ilk olarak Tâif Gazvesi'nde mancınık kullanıldı. İbnü'l-Esir’in el-Kâmil'inde de Tâif kuşatması sırasında mancınık kullanılması konusunda Selmân el-Fârisinin yol gösterdiği belirtilir. Nûru'n-nibrâs'ta şu bilgi verilir: Tâif halkına karşı mancınık kullanıldığına dair hadîs mürseldir. Tirmizide de bu şekilde olup o bunun zayıf olduğunu söyler. Fakat Beyhakî'de Ebû Ubeyde'nin rivâyetiyle nakledilir. el-Mîzân'da Abdullah b. Hirâş'm biyografisinde, onun Avvâm'dan, onun İbrahim et-Teymi den, onun da babasından şu rivayette bulunduğu kaydedilir: "Nebî (sav) Tâif halkına karşı mancınık kurdurttu."

Derim: Mancınık yapımı, hendek kazılması ve debbâbe icadı, Arapların bildikleri ve eser kaleme aldıkları harp âletleri ilmindendir. İbnü'l-Ekfânî Irşâdü'l-kâsid'de şöyle der: Harp âletleri ilmi, kendisiyle mancınık ve diğer harp âletlerinin nasıl yapılacağı öğrenilen bir ilimdir. Şehirleri koruma ve düşmanı defetme hususunda son derece büyük faydası olup Musa b. Şâkir'in bu konuda faydalı bir eseri vardır.

Câhız el-Beyân ve't-tebyîn'de şu bilgiyi verir: Hire'de Kudâa hükümdarlarının sonuncusu olan Cezîme el-Ebraş et-Tenûhî, mancınığı ilk edinen ve kalelerin üstüne koyan kimsedir.

(Et-Teratibül İdariye 538-540)

 
Geri