NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
DÖRT HALİFENİN İMAMETİNİ İSPAT

İbn Cüzey, el-Kavânîn: “Dört halifenin imametini ispatta delîl üç bakımdan söz konusudur. Birincisi: Onların her biri devlet başkanlığının bütün şartlarını taşıyorlardı. Diğeri: Kendi zamanlarında müslümanlar onların her biriyle biat etmek ve itâatına girmek hususunda icma etmişlerdir. îcma ise hüccettir. Üçüncüsü: Onların her biri Allah Resulü (sav) ile sohbete, O'nunla hicrete, övgüye değer yüce işlere, Allah'ın övgüsüne ve Cennete girecekleri hususunda Resûlullah'ın (sav) şahadetine nail olmuşlardır. Ayrıca Allah Resulü (sav), Hz. Ebubekir ve Ömer'in halifeliğine işaret buyurmuş ve onlara uymayı emretmiştir. Hz. Ebubekir'i Veda Haccı'nda emîr ve vefatı öncesi hastalığında da halka namazı kıldırmak üzere imam tayin etmiştir. Bu da onun devlet başkanlığına bir delildir. Sonra Hz. Ebubekir, kendi ardından halife olarak Hz. Ömer'i seçti, o da halifelik işini altı kişilik bir şûra heyetine havale etti. Onlar da zulümle öldürülüşüne kadar Hz. Osman'ın halifeliği üzerinde ittifak ettiler. Ondan sonra ise insanların hilâfete en lâyık olanı, üstün ahlâkı ve yüce mertebesi sebebiyle Hz. Ali idi. Hulefâyı Râşidin arasında ilk olarak "Emîrü'l-mü'minîn" diye adlandırılan halifenin Hz. Ömer olduğu konusunda görüş birliği vardır. Şöyle ki, Hz. Ebubekir'e biat edildiğinde kendisine "Allah Resûlü'nün (sav) halifesi" deniliyordu, Hz. Ömer halife seçildiğinde ise ona "Allah Resûlü'nün (sav) halifesinin halifesi" denilmeğe başladı. Sahabe bu ifadeyi ağır buldu ve ileriye doğru halife sayısının artmasıyla söz konusu izafetin uzunluğu ve sayının çokluğunun, bundan gözetilen ayırımı ortadan kaldıracağı ve çirkinliğe yol açacağı düşüncesiyle bunu hoş karşılamadılar. Sahabeden bazılarının, meselâ Ebû Musa el-Eş'ari’ nin kendisine yazdığı mektupta ve Adî b. Hatim et-Tâî, Muğîre b. Şu'be, Amr b. Âs ve diğer bazı sahâbîlerin Hz. Ömer'e şifahen "Emîrü'l-mü'minîn" diye hitap etmeleri üzerine, bu ifade sahâbîlerce güzel ve doğru bulundu. Daha önce de Hz. Peygamber (sav), bir seriyyede başkan olarak gönderdiği Abdullah b. Cahş için bu ismi kullanmıştı….”  (et-Kettani, Teratibu’l İdariye Terc., 1/135)

 
Geri