NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
İSLAM'DA NAHİV İLMİNİ İLK KOYAN

Nahiv âlimi Ebû'l-Kasım Abdurrahman b. İshak ez-Zeccâcî Emâli’sinde şu tahricde bulunur: Bize Ebû Ca'fer Muhammed b. Rüstem et-Taberî haber verdi: Bize Ebû Hatim es-Sicistânî haber verdi: Bize Ya'kûb b. İshak el-Hadramî haber verdi: Bize Said b. Salim el-Bâhilî haber verdi: Bize babam, o dedemden, o da Ebû'l-Esved ed-Düeli’den şöyle dediğini haber verdi: Emîrü'l-mü'minîn Ali b. Ebû Tâlib'in yanına girdim, onu başını önüne eğmiş düşünceli bir halde gördüm. Kendisine "ne düşünüyorsun ey emîrü'l-mü'minîn?" diye sordum, şu karşılığı verdi: "Sizin bu memleketinizde irâb hatası yapılarak konuşulduğunu gördüm. İstedim ki Arapça'nın esaslarına dair bir kitap kaleme alayım". Ben de "eğer bunu yaparsan bizi ihya edersin ve dil de bizde kalır" dedim. Üç gün sonra kendisine geldim, bana bir sahife verdi, içinde şöyle yazıyordu: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Bütün söz (kelâm), isim, fiil ve harften ibarettir, isim "müsemmâ"dan (ad verilen şey) haber veren şeydir. Fiil, müsemmanın hareketinden haber veren şeydir. Harf de ne isim ne fiil olmayan bir manayı haber veren şeydir". Bana sonra şöyle dedi: "Onu incele, uygun gördüğün hususları ekle ve bil ki ey Ebû'l-Esved, isimler üç türlüdür; açık (zahir), muzmer (şahıs zamiri) ve ne açık ne muzmer olanlar. Âlimler ne açık ne muzmer olanları bilme konusunda gayret sarf etmişlerdir". Ebû'l-Esved şöyle der: Bununla ilgili olarak bir şeyler derleyerek Hz. Ali'ye arzettim. Nasb harfleri bunlardandı. Bu harflerden inne, enne, leyle, lealle ve keenne'yi zikrettim, lâkinne’yi ise anmadım. Bana "onu neden terkettin?" diye sordu, ben de "bunun onlardan olduğunu sanmıyordum" karşılığını verdim. O da "evet, o onlardandır, onu ekle" dedi. Hafız Suyûtî bu haberi Evâil'inde ve Cemu'l-cevâmi'de, İbnü'l-Hindî de Kenzü'l-ummâl'de, zikredildiği şekilde Zeccâcî'den naklen verirler. Ben bunu Zeccâcî'nin matbu Emâli'sinde bulamadım. Muhtemelen başkasında olmalıdır. Çünkü onun büyük, orta ve küçük Emâli’leri vardır. Mısır'da basılanı küçüğüdür veya başka bir Zeccâcî'ye ve muhtemelen Ebû İshak’a aittir.

 
Geri