NEV'İYAT // ÇİZGİÜSTÜ  
ARAPÇA NAMAZ-CEM-TERAVİH

Namaz Arapça kılınmalıdır. Zira:

1- Ayetlerin mana ve ifade derinliğini başka hiçbir dil yerine getiremez.

2-  Getirse bile bunlar hiçbir zaman peygamberimizin kullandığı kelimelerin yerini tutamaz.

İmam Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed’e göre yeni dine girmiş bir insan bir iki sure öğrenene kadar kendi lisanında namaz kılabileceğini, ama bir an önce öğrenmesi gerektiğini söylemişlerdir. İmam-ı Azam önceleri Arapça ile namaz kılabilecek yeterlilikte olsa bile yabancı birinin kendi ana dili namaz kılabileceği görüşünde idi, sonra bu görüşünden dönerek İmam Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed’in görüşünü kabul etti.  İmam Şafii’ye göre hiçbir durumda namaz başka dil ile kılınmaz. Hiçbir şey bilmeyen bir yabancı ise öğrenene kadar Sübhanellah, elhamdülillah gibi sözlerle namaz kılabilir. Namazın tek bir dil ile kılınması İslam’ın evrenselliği gereğidir.

Tirmizi: “İlim erbabının çoğunun görüş ve kanaati teravihin yirmi rekât olmasıdır ki, Hz. Ömer ve Ali’nin görüşü de budur.”  Abdullah bin Mesud’da bu kanaattedir.

İbn-i Batuta Rus şehri Bulgar ile alakalı şöyle yazıyor: “O şehre geldiğimde ramazandı. İftar ile imsak zamanı arasında sadece iki saatlik bir zaman vardı. Bu kadar kısa bir zaman içinde Müslümanlar iftar da yapıyorlar, yemek yiyorlar, yatsı namazını kılıyorlardı. Yatsıyı kıldıktan sonra çok geçmiyordu ki, fecr-i sâdık doğuyordu, sonra da sabah namazını kılıyorlardı.” · Öğle ile ikindinin yatsı ile akşamın ayırt edilemediği yerlerde bu namazlar birleştirilir. Yani ikindi ile öğle, yatsı ile akşam birlikte kılınır.

“Hz. Peygamber(sa) değişik zamanlarda değişik tarzda namaz kılmıştır.”. “Ehl-i Hadis olsun, Hanefi, Şafiî, Malikî, Hanbelî olsun, nasıl kılarlarsa kılsınlar hepsinin kılış tarzı Hz. Peygamberden rivayet edilen hadislere dayanmaktadır. Bundan dolayı, bunlardan hiçbir grubun ileri gelen büyük âlimleri kendi mezheplerinin dışındakilerin kıldığı namaz olmaz dememişlerdir.”

MESELELER VE ÇÖZÜMLERİ–1 Mevdudi,s:48-49-51-53-65

 
Geri