İNANÇ // DUA  
HZ.MUHAMMEDDEN DUALAR

EFENDİMİZİN DUALARI

 
Sabah ve akşam:

اللهم بٍِكَ اَصْبَحْناَ وَبٍكَ اَمْسَيْناَ وَبٍكَ نَحْياَ وَبٍكَ نَمُوتُ وَاٍلَيْكَ النُّشُورُ

"Allahım senin yardımınla sabaha erdik. Senin inayetinle geceledik. Senin inayetinle yaşarız. Senin takdirinle ölürüz. Öldükten sonra dirilip hesap vermek üzere dönüş de Senin huzurunadır." (Tirmizi, 5,466)
 
 

Uyumak üzere yatağa gİrerken:

بٍاسْمٍكَ اللَّهُمَ وَضَعْتُ جَنْبِيِ وَبٍكَ اَرْفَعُهُ اٍنْ اَمْسَكْتَ نَفْسيِ فَارَْحَمْهاَ وَاٍنْ رَدَدْتَهاَ فاَحْفَظهاَ بِماَ تَحْفَظُ بٍهِ عٍباَدَكَ الصاَّلِحِينَ

Rabbim, Senin isminle yanım üzere yattım ve Senin kudretinle onu kaldırırım. Eğer canımı alırsan, ona merhamet et ve eğer onu geri verirsen, salih kullarını koruduğun gibi onu da koru" (Buhari, 6, 2691)
 
 

Uykudan uyanınca:

اَلْحَمْدُ لِلّهِ الَّذي اَحْياَناَ بَعْدَ ماَ اَماَتَناَ وَاِلَيْهِ النُّشُرُ

Öldürdükten sonra bizi dirilten Allaha dır hamd. (Kıyamette) dirildikten sonra da varış onadır. (Buhari,5, 2327)
 
 

Aynaya bakınca:

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ اللَّهُمَّ كَماَ حَسَّنْتَ خَلْقيِ فَحَسِّنْ خُلُقيِ

"Hamd Allaha'dır.Allah'ım! Benim vücudumu güzel yaptığın gibi, ahlakımı da güzel yap!" (Mecmeu'z-Zevaid, 10, 173)
 
 

Tuvalete girerken:

اللَّهُمَّ اِنيِ اَعوُذُ بِكَ مِنَ الْخُبْثِ وَ الْخَباَئِسِ

Allah'ım! Şeytandan ve zararlı şeylerden Sana sığınırım." (Müslim, 1, 283)
 
 

Tuvalettten çıkarken:

غُفْراَنَكَ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذيِ اَذْهَبَ عَنيِّْي الاَذيَ وعاَفاَني

"Allah'ım! Senin mağfiretini dilerim.  Benden sıkıntıyı gideren ve bana afiyet veren Allah'a dır hamd." (el-Camius' Sağir, 1, 136)
 
 
Camiye giderken:

اَللّهُمَّ اجْعَلْ فيِ قَلْبيِ نوُراً وَ فيِ لٍساَنِيِ نوُراً وَاجْعَلْ فيِ سَمْعي ِنوُراً وَاجْعَلْ فيِِ بَصَريِ نوُراً وَاجْعَلْ منْ خَلْفيِ نوُراً وَمنْ اَماَميِ نوُراً وَاجْعَلْ منْ فَوقيِ نوُراً وَمنْ تَحْتيِ نوُراً اَللّهُمَّ اَعْطِنيِ نوُرا

"Allah'ım, kalbime nur, lisanıma nur, kulağıma nur, gözüme nur ihsan eyle; arkamdan nur, önümden nur, üstümden nur ver ve altımdan nur lütfeyle ve Allah'ım bana nur ver."  (Nevevi, Ezkar,78)
 
 
Zemzem içerken:

اَللّهُمَّ وَإِنيِ اَشْرَبُهُ لِتَغْفِرَ ليِ فاَغْفِرْ ليِ اَللّهُمَّ َإِنيِ اَشْرَبُهُ مُسْتَشْفِياً بِه

"Allah'ım! Ben onu, beni bağışlaman için içiyorum beni bağışla! Allah'ım onunla şifa bulmak içiyorum bana şifa ver! (Nevevi, Ezkar, 439)
 
 
Evden çıkarken:

باِسْمِ اللَّهِ تَوَكَّلْتُ عَليَ اللّهِ اَللَّهُمَّ اِنّي اَعوُذُ بِكَ اَنْ اَضِلَّ اَوْ اُضِلَّ اَوْ اَزِلَّ اَوْ اُزِلَّ اَوْ اَظْلِمَ اَوْ اُظْلَمَ اَوْ اَجْهَلَ اَوْ يُجْهَلَ عَلَي

"Allah'ın adıyla (çıkarım), Allah'a tevekkül ettim. Allah'ım! Haktan sapmaktan yahut saptırılmaktan, ayağımın kaymasından ya da kaydırılmasından, zulmetmekten ya da zulmedilmekten, cahil kalmaktan ya da cahil bırakmaktan sana sığınırım." (Ebu Davud, 4, 325)
 
 
Bir toplantıdan kalkınca:

سُبْحَانَكَ اَللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ وَ اَسْتَغْفِرُكَ وَاتوُبُ اِلَيْكَ

"Allah'ım! Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Senden başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Senden başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tövbe ederim." (Müsned, 4, 420)
 
 
Binecek bir araç alınca:

اَللَّهُمَّ اِنيِ اَسْأَلُكَ خَيْرَهُ وَ خَيْرَ ماَ جَبَلْتَهُ عَلَيْهِ وَ اَعوُذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَ شَرِِّ ماَ جَبَلْتَهُ عَلَيْهِ

"Allah'ım! Bunun hayrını ve bunda yarattığın hayrı Senden diliyor, bunun şerrinden ve bunda yarattığın şerden Sana sığınıyorum" (Ebu Davud, 1, 655)
 
 
Yeni bir elbise giydiğinde:

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذيِ كَساَنيِ ماَ اُواَريِ بِِهِ عَوْرَتيِ وَاَتَجَمَّلُ بِهِ فيِ حَياَتي

"Allah'a hamdolsun ki, avret yerlerimi kapatacak ve hayatımda güzel görüneceğim bir elbiseyi bana giydirdi."  (Tirmizi, 5, 558)
 
 
Yağmur yağınca:

اَللَّهُمَّ صَيِّباً ناَفِعاً

"Allah'ım! Faydalı ve bol bir yağmur olsun." (İbn-i Hibban, 3, 286)
 
 
Yıldız kaydığında:

ماَشاَءَ اللَّهُ لاَ قُوَّةَ اِلاَّ باِللّهِ

"Allah'ın dilediği olur. Bütün kuvvet yalnız Allah'a aittir." (Nevevi, Ezkar, 402)
 
 
Vedalaşırken:

اَسْتَوْدِعُكُمْ اللَّهَ الَّذيِ لاَ تَضيِعُ وَ داَئِعُهُ

"Sizi, emanetleri zayi olmayan Allah'a emanet ediyorum." (es-Sünenü'l Kübra, 6, 130)
 
 
Bir vasıtaya binince:

سُبْحَانَ الَّذيِ سَخَّرَ لَناَ هَذاَ وماَ كُناَّ لَهُ مُقْرِنيِنَ وَاِناَ اِليَ رَبِّناَ لَمُنْقَلِبوُنَ

"Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz." (Tirmizi, 5, 501-502)
 
 
Gemiye binerken:

بِسْمِ اللَّهِ مَجْراَهاَ وَمُرْساَهاَ اِنَّ َرَبّيِ لَغَفوُرٌ رَحيمٌ

"Geminin gidişi de duruşu da Allah'ın adıyladır. Gerçekten Rabbim çok bağışlayandır, çok merhametlidir." (Nevevi, Ezkar, 481)
 
 

Bir yerde konaklayınca:

اَعوُذ بِكَلِماَتِ اللّه التّامّاَتِ مِنْ شَرِّ ماَخَلَقَ

"Yarattığı her şeyin şerrinden Allah'ın tam ve mükemmel kelimeleriyle korunuyorum." (Tirmizi, 5, 496)
 
 
Yolculuktan dönünce:

آيِبوُنَ تآئِبونَ عاَبِدوُنَ لِرَبِّناَ حاَمِدوُنَ
 

"Tövbe ediciler olarak, ibadet ediciler olarak ve Rabbimize hamdediciler olarak dönüyoruz." (Buhari, 3, 1122)
 

 
Geri