NEV'İYAT // FELSEFE SÖZLÜĞÜ  
NASILCILIK ....... NOEMA

NASILCILIK=Pozitivizm:

Fransız filozofu Auguste Comte'un (1798-1857) ortaya attığı isbatiyeci doktrinin adı. Buna göre; insan zihni tabiatın mahiyetini ve eşyanın gerçek sebeplerini tanımak için kabiliyetli değildir; zihnin ilimde hiç bir kurucu ve yapıcı rolü yoktur, zihin tabiatın bir aynasıdır. Bu sebeple biz, pozitif olayların ve müşahede edilebilen fenomenlerin tespitine dayanan tecrûbî (pozitif) bilgiyi elde edebiliriz. Bu sebeple doğrudan doğruya deneyle sağlanamayan her bilgi teolojik veya metafiziktin hayal mahsulüdür. Pozitivizm sebeplerin bilinemeyeceğini iddia ettiği için eski teolojik izahları ve metafiziği reddeder, esas amacı, fizik-matematik bilimlerin birliğini metod ile sağlamak ve metafiziği yok etmektir. Bu mânâda o, Kant'ın Kritisizminin bir devamı ve âdeta teorinin tatbikatıdır. Olaylardan ve hadiseler arasındaki değişmez ilişkilerden hareket eden bu meslek, meşru ve muteber bilgi olarak müsbet ilmi kabul etmektedir. Duyularımızla alınamayacak hiçbir şeyi bilgi ve tecrübe konusu olarak kabul etmemesi, onun metafiziğe ve dine cephe almaya sevk ediyor İnsanın elde edeceği bilgiler zihne tâbi olduklarından izafîdirler. Fakat pozitivizmin esasını teşkil eden bu küllî izafîlikler prensibi, tam olarak Heraklit'de mevcuttur. Comte ve taraftarları bilginin izafîliğini ispat için zihni tenkide tabi tutmayıp, sadece ilimler tarihinden bazı yorumlarla bunu yapmağa çalışıyorlar.

Ampirizm ile sosyalizmin bir terkibi olan pozitivizm, iki ana kavrama dayanır:

1- Düşüncenin tarihî tekâmülü, 2- İlimlerin koordinasyonu fiziğe dayanarak birliğini sağlama ve sınıflaması. İlkinde zihin üç safhadan geçmektedir Teolojik, metafizik ve pozitif hal. Sonuncu safhada artık, Comte'a göre, metafizik'e ihtiyaç kalmayacak, onun yerini müsbet ilim alacaktır. Bu doğru mudur? Bunu, tecrübe, ilim ve tarih yalanlamıştır. Aksine müsbet ilim ve bilgilerimiz ilerledikçe, metafiziğe olan ihtiyacımız daha da artıyor. Meta-fizik küllî (evrensel) ilimler üzerindeki rolünü muhafaza etmiştir. Comte de metafiziği inkâr ettikten sonra, şekil ve sosyal prensiplerini Katolik mezhebinden alan bir din kurarak ta teolojik devire dönen bir metafizik kurdu. Bu yeni dinin Tanrısı insanlık, âlimler; mucizeleri ise ilmî keşiflerdin Bu, materyalist bir metafiziktir. Hakikatte bu üç devir birbirini saf dışı etmezler, aksine tamamlarlar. Üstelik bunlar her zaman, her zihinde bir arada bulunur. Bir kişi hem inanır, fal açar, bilim yapar düşünür ve ibadet eder. Çünkü inanmak, akıl yürütmek ve tecrübe yani din, felsefe ve ilim gelişirler, fakat birbirlerinin yerine geçmezler.

Comte, pozitif kelimesini dar bir mânâda kullanmıştır, ona göre pozitif, ölçülebilir. İzafî (göreli) ve faydalı olandır; pozitif aslında hakikî olandır. Meyerson Comte'un pozitivist olmadığını, her türlü ontolojik verilerden sıyrılmış olamayacağını, ontoloji ile bir vücud teşkil etmesi bakımından pozitif felsefesinin bir hayal olduğunu, bu hayalin hiçbir devride insanlığın tanıdığı ilme uygun düşmediğini, bu sebeple Comte'un pozitif ilim anlayışının, hayalî bir yaratma olduğunu ileri sürer. Comte'un ikinci kavramı olan bilimler sınıflamasına gelince; bu teoride bilimler basitten karmaşık olana doğru sıralanır. Temelde matematik ilimler, sonra astronomi, fizik, kimya, biyoloji ve sosyoloji gelir. Sosyoloji, biyolojisiz o kimyasız, o da fiziksiz, fizik de astronomi ve matematiksiz mümkün değildir. Şu halde pozitivist teoriler bilhassa metod ve tasnife (sınıflama) ağırlık veriyor. Bu tasnife psikolojiye yer yok; böylece süje objeye yani nefis eşyaya indirgeniyor, sujenin (şuurun) bilgisi biyolojiye bağlanıyor; o ancak fizyolojinin bir bölümüdür. Ahlâk ise bir orijinalite taşımız; zira, Comte ahlâkî hayatı, fizyolojik hayatla (beyin faaliyeti ile), fizyolojiyi kimya, kimyayı fizik ve hepsini de matematik ilimlerle izah eder. Psikoloji dimağı fizyolojiye, zihnî ve ahlâkî fonksiyonları tamamen biyolojiye, fizik olayları basit bir mekanizme irca eder (indirger). Zira zihnin eşyaya tabî olmasını, bigilimizi eşyanın dış karakterini tanımaktan ibaret saymaktadır. Bu ise şuurun olaylarını izahı imkânsız kılar. Ahlâkı müsbet ilme, olayların bilgisine dayandırdığı için, bu ilimle birlikte her an değişebilen izafî bir ahlâk kabul etmiş oluyor. Metafiziği reddettiği için bu ahlâkı da her türlü istikrardan ve bu istikrarı temin edecek olan metafizik temelden mahrum bırakıyor.

Pozitivizm; "Niçin'lerle uğraşmaz nasılları iyi bilir” diyen A. Comte, sebep araştırmalarına kapıları kapatmış, sadece olayları ard arda gelişe göre değerlendirmiştir. Bunun için pozitivizm e 'Nasıldık” demek daha doğru olur. Comte bu üç hal kanunu ile insan zihnine sansür koymakla kalmamış, "Bilim kanunlarını, hayatla, uygulama ile ilgisine göre seçmelidir” ve "Bilim ile ileriyi görmektir, bu ise hareket etmek ve iş yapmaktır” diyerek ilmin araştırma sahasına sınır çekmiş ve tatbikatın dışında kalan araştırmaları ilme saklamıştır. Ona göre atom, molekül, esir gözle görülmediği, elle tutulmağı için metafiziktir; muteber değildir. Bunun için o, mikroskobik araştırma eğilimlerin kendi ihtisas sahalarında derinleşmesine de karşı çıkmış metafizik olur korkusuyla hücrenin varlığını kabul edemeden ölmüştür. Onun havaî ve hayalî diye yasakladığı uzay ve atom dünyasında, ilim, akla hayret veren başarılar elde etmiştir…..


NESNE:

Karşıda bulunan, öne konulan şey anlamına gelir. Genel olarak, her maddî gerçekliğe obje denir: Dağ, taş, bulut, v.s. Zihni meşgul eden şey, bir fiil, bir hareket taşıyan şey, bir kitabın konusu. Hedef alınan şey, kendisine doğru gidilen sonuç, bir arzuyu, bir hareketi uyandıran şey. Özneden çıkan fiilin hedefi. Kendisine yönelinen şey. Fikrî nesne (ideal). Bilinçten bağımsız gerçek varlık.


NESNEL:

Nesne ile uyum sağlayan, nesneye uygun olan. Ferdin kendi şahsî görüşünün etkisinde olmayan (Ne kadar mümkünse!) Dış dünyaya ilişkin olan. Bu bakımdan genel geçerli kabul edilen ferdi aşan, fertler üstü olan: Nesnel ruh (Hegel'de)


NESNELLEŞTİRME=Afakîleştirme:

Öznel (subjektif) olan, bir duygunun, bir düşüncenin dış dünyada gerçeklik kazanması.


NİCELİK=Kemiyet:

Ölçülebilen, azalan çoğalan büyüklük. Aristo'nun on kategorisinden birisi Mantıkta bir önermenin tümel (küllî) veya tikel oluşu o önermenin niceliğini gösterir.


NİRVANA:

Budizmin ana kavramı. Arzulan öldüren insanın ulaşacağı ebedî ruh huzuru.


NİTELİK=Keyfiyet:

Bir nesnenin yapısını belirleyen, ona yüksek vasıflar kazandıran özellik. Nasıl, ne gibi sorularının karşılığı. Aristo'nun varlığı ifade için kullandığı kategorilerden birisi. Mantıkta bir önermenin olumlu veya olumsuz oluşu.


NOEMA:

Yunanca düşünce, düşünce içeriği anlamına gelir. Husserl’in düşünme fiilinden (noesis) ayırmak için kullandığı kavram. Yönelme, bir şeye yönelme, bir şuur, herhangi bir şeyin şuurudur, demek; noema'sız, noesis, düşünme konusu olmadan "düşünüyorum" olmaz, demektir.

 
Geri