NEV'İYAT // FELSEFE SÖZLÜĞÜ  
UYGULAMALI EYLEM ..UYLAŞIMCILIK

UYGULAMALI EYLEM=Pratiğe önem vermek, Aksiyon:

Teoriye zıt olarak aksiyon, pratik, eylem veya uygulama anlamına gelen Praksis, netice almayı hedef alan bedenî ve ruhî faaliyetleri ifade eder. Marksist felsefede Praksis, sosyal organizasyonun tamamını değiştirmeyi hedef alan faaliyetlerin bütünü mânâsına gelir. Marx, "Feuerbach üzerine Tezlerin II. sinde, 'Filozoflar şimdiye kadar âlemi çeşitli şekillerde yorumlamaktan başka bir şey yapmadılar. Artık onu değiştirmek bir zaruret olmuştur demiştir. Marx, bu değiştirme hareketini "Praxis" tâbiri ile ifade etmiştir Çünkü ona göre gerçek komünist hareket etmeksizin düşünemez ve daima nazariye ile tatbikat arasında gider gelir. Yani, nazariyeye harfiyen uymadan edemez. Zira komünist nazarında marksizm, bir teori değil, sadece bir metoddur. Bu da realiteyi tahlil ve o realite üzerine tesir metodudur. Bu durumda praksis tâbiri, her an bütün varlığıyla düşünerek ve hareket ederek mücadele eden bir kimsenin davranışını ifade eder. Marx'a göre komünizm yaratılması gereken bir hal olmadığı gibi, realiteye uydurulmaya çalışılan bir ideal de değildir. O, sadece mevcut durumu ortadan kaldıracak yıkıcı bir harekettir. Bunun için, Marx; "Komünist Beyannamesi”nde komünizmin proletarya şuuru olduğu şeklindeki fikrini formülleştirmiştir. Şuur, burada sadece bilgiyi ifade eder. Yani kapitalist düzeni iyi öğrenmek ve yıkmak. Marksizmde insanın bir tek gayesi vardır: Hürleşmesi. Bunun için insanın kendi şartlarını değiştirerek bu şartlardan ihtilâl ile kurtulması, kendisinin tanrı-insan olduğunu göstermesi. İşte bu hal, “Praxis” ile ifade edilmektedir. İnsan kendisini isbat edebilmek için, hareketleri ve tesirleriyle varlığını isbat etmelidir. Marx'a göre insan “Maruz kalan" "Sınırlı" ve bağımlı bir varlıktır. Çünkü insan üretime ve tabiata bağlıdır. İnsanın tabiatla münasebeti nazarî değil amelî, yani "paritiktir”. Marx'da. “Praksis teorisi”nin özü bağımsız ve tesirli olmaktan hareketle işve üretim mantığıdır. Marx'a göre, felsefe, aksiyonun mahsulüdür; tabiatıyla teoride pratiğin mahsulü olacaktır. Bu noktada Marx ile W. James arasında büyük bir yakınlık vardır. Marksist düşüncede cemiyetin şekil değiştirmesi, ihtilâlci aksiyonun mahsulü olarak ortaya çıkar. M. Blondel'in aksine Marx, sosyal dalgalanma bahis mevzuu olunca hareket ve tesir eden süjeye değil, asiyona, onun tesirine ve objektif neticelerine bakar. Blondel'de aksiyon, sübjektif bir netice meydana getirdiği halde, praksis Marc'da objektif bir netice doğurmalıdır. Böylece ilim tekniğe, nazarî düşünce pratiğe, ferdî aksiyon toplu harekete bağlanmış olacaktır. Marx'a gelinceye kadar hakikat mantıkî esaslarla ölçülür ve ispatlanırdı. Marx bunu da tersine çevirerek, düşüncenin ancak pratikle doğrulanıp ispat edileceğini ileri sürdü. (Pagmatizmle ortak nokta) Fransız marksist H. Léfebvre'e göre praksis en yüksek noktasına ihtilâlci faaliyet ile ulaşır. İlmî, siyasî ve san "at faaliyetlerine dair her çeşit çalışmaları içine alan praksis tabiri, L. Althusser'e göre, teoriyi de içine alan çok geniş bir mânâ taşır. O buna "Nazarî pratik" adını vermiştir. Sartre'a göre ise Praksis, doğrudan doğruya gayesiyle tezahür eder. İmkân sahalaıının gelecekteki tâyini, bir proje ile ortaya konmuştur. O, Praksis'i tarihin biraksiyonu olarak görmüştür.


UYGUNLUK:

Sözlükte commodité, uygunluk, elverişlilik, kullanışlımı, hoşluk, rahatlık gibi anlamlara gelir. Fransız filozofu ve bilgini Henri Poincaré (öl:1912) Konvensiyon (convention) anlayışı ile bilime ve felsefeye "commodité" terimini yerleştirdi.Bilim, nesnelerle (eşya) ile zihin arasında kurulan bir ilişkiler sistemidir yahut zihnin eşyaya olan intibakıdır. Zihnin böyle bir ilişkiye girebilmesi için, aletlerini harekete geçirmesi ve nesneleri birleştiren bağları iyi tesbit etmesi gerekir. İşte zihnin bu faaliyeti ve dış dünyaya intibakı bir "commodite" (uygunluk, elverişlilik)tir. Poincaré'nin uygunluk anlayışında, pratik bir zorunluluk vardır. Bundan dolayı o, Euclides'ci geometrinin en kullanışlı ve en uygun geometri olduğunu ve böyle kalacağını söylüyor. Zira tek tatbik edilebilen geometri odur. Bu bakımdan Poincare, "geometri doğru değildir, sadece elverişlidir” diyor.


UYLAŞIMCILIK=İtibarîlik:

Matematik ilimlerin, umumî olarak ilmî aksiyomların birtakım zihnî yapılar, itibarî (Conventionnel) hükümler ve değişik tariflerden ibaret yani izafî, itibarî olduğunu, bize akıl ve tecrübe tarafından cebren kabul ettirilmesi gibi bunların birinin diğerinden daha doğru olmadığını, asıl olgularla hiç bir alâkası bulunmadığını, bir olgunun birkaç türlü izah edilebileceğini, indî ve keyfî olmayıp harekete (aksiyona) elverişlilik ve uygunlukları bakımından tercih edilebileceklerini ileri süren doktrin. Burada uzlaşımı belirleyen şey yararlılık ve kullanışlılıktır. Poincare şöyle diyor: "Euclid geometrisi, en doğru geometri olduğu için değil, en kullanışlı geometri olduğu için tercih ediyoruz." Fransız matematik filozofu H. Poincaré tarafından ileri sürülen bu anlayış, aksiyona uygunluğu, göz önünde tuttuğu için bir nev'i pragmatizm ve bir nev'i modern septisizm olmaktadır. Bu görüş, süjenin bilinmesinde dış âlemden gelen muhtevayı esas almaması bakımından sübjektif idealizm ile birleşir.

 
Geri