NEV'İYAT // FELSEFE SÖZLÜĞÜ  
ZAHİRİLİK ............. ZORUNLULUK

ZAHİRÎLİK:

Kanunları, sadece Kur’an ve Sünnetin lafzından (zahiri) çıkarmanın gerektiğini ileri süren akım. Mezheb Davud b. Halef (öl. 883) tarafından kurulmuştur. Büyük temsilcisi tanınmış bilgin ve filozof Endülüslü Ibn Hazm'dır. Zahirîlik, umumiyetle taklid'e karşı olup dinî hüküm ve bilgilerin kaynağı olarak Kur'an ve Sünnet açık hükümlerinin zahirî (lafzı) manalarını kabul eder. Zahir'den maksat, kelimelerin sözlük manalarıdır. Bunu bırakıp tevile ve kıyasa itibar etmek batıl ve haramdır. Zahirîlik, Allah'ın varlığı ve birliği, peygamberlik, mucizelerin peygamberliğe delaleti gibi konulan akıl ile isbat yoluna gitmiştir.


ZEVKÇLİK=Hazcılık, Lezzetiye:

Hâdonisme. Ahlâkî gayeleri, yalnız duyuların ve içgüdülerin tatmin edilmesinde arayan ve bunu müdafaa eden anlayışın adı. Buna göre hayatın gayesi zevkten ibarettir ve en büyük hayır (iyilik) de zevktir. Biz de Ziya Paşa'nın şu beyti ve birtakım şarkıların güfteleri tamamen hedonist bir anlayışa sahiptir. Bu meslek, materyalist anlayışın yayılmasına zemin hazırlayan ve ruh çürüten bir anlayışa sahiptir.

                                                                İç bade, güzel sev var ise akl-ü şuurun

                                                                Dünya var imiş, yâ ki yokimiş ne umurun.


ZİHİN
=Anlık, Müdrike:

Anlama ve bilgi edinme, düşünme gücü. Anlayış, anlam verme yeteneği. Duyum, akıl ve zihin üçlüsünde en yüksek yeri alan yeti. Kartezyenler, bilme yetisini iradeye karşı koyarlar? Spinoza'da, hakikati kavrama yetisi demektir ve aklın üstünde yer alır. Kant'ta ise dış âlemin nesneleri arasındaki ilişkileri anlama yetisi olup akıldan aşağıda yer alır. Düşünmek ise zihindeki çeşitli unsurları birleştirmek, şuur halinde bir hükme ulaşmaktır.  Zihin kavramları, çeşitli kuralları, Kategorileri, tahlili, çözümlemeyi, sezgiyi kullanarak çalışır. Genel olarak tüme-varım, tümdengelim, analoji metodlarını kullanır. Aslında zihin, kendisi başlı başına bir metoddur


ZİHİNCİLİK=Zihniye:

Zihni, bilginin ve aksiyonun tek prensibi ve rehberi kabul eden felsefî doktrin. Zihnin hususîliğini kabul etmesine karşılık onun diğer melekelere irca edilmesini kabul etmez. Aklî güçlerin tek taraflı değerlendirilmesini ister. Var olan her şeyin, en azından prensip olarak, "Zihnî” unsurlarına yani fikirlere, zihnî gerçeklere irca edilebileceğini iddia eder.

Psikolojide: Bütün ruhî vakıaları zihnî vakalara, yani fikirlere irca eden, temayüllerin haz, elem, heyecan gibi teessür hallerinin orijinalitesi olmadığını ileri süren, onların ancak zihnî hadiselerin değişmelerinden ibaret bulunduğuna yani meselâ hazzın birbirini takviye eden fikirlerin zihinde bir araya gelmesinin bir neticesi, elemin ise fikirler arasındaki uyuşmazlığın mahsulü olduğuna inanan anlayış.

Metafizik'te: Akıl ve muhakemeye duygu ve faaliyetten fazla ehemmiyet veren meslek. Böylece entellektualizm bilgi edinmekte zihnin (müdrike), duygu veya iradeye üstünlüğünü ve zihnin ontolojik değerini ileri sürer. Bu durumda entellektualizm, Volontarizm ve Pragmatizm’e zıt bir anlayışa sahip olmaktadır. Çünkü bu mesleklerin ikisi de fiiliyatı, fayda veren işi, mücerret (soyut) fikre tercih ederler. Bu büyük akım, Eflâtun'dan Kant'a, Leibniz ve Bergson'a kadar çeşitli filozoflar tarafından değişik şekillerde temsil edilmiştir. Ahlâkî bakımdan, zihincilik. ahlâkî arzu ve fiillerin akıl ve düşünce ile tayin edildiğini ileri sürer.


ZORLAMACILIK=Cebriye, Yazgıcılık:

İslâm dünyasında, kader mevzuunda ortaya çıkan en müfrit kelâmî mezhep Cebriye mezhebidir. Bunu M. 745'de idam edilen Cehm b. Safvan'ın ortaya attığı kabul edilir. Cebr, zorlama mânâsına gelir. Bu mezhebe göre, insanın hiç bir iş yapma kudreti ve iradesi yoktur, çünkü insan her işinde Allah'ın mutlak iradesine ve kudretine tabidir… Böyle olunca insan mutlak olarak hürriyet ve iradeden mahrumdur. Bütün fiiller önceden takdir ve tayin edilmiştir. İyilik ve kötülük O'na aittir. Böyle olunca da insan rüzgârın önündeki bir tüy gibi iradesiz hareket etmektedir. Bu bakımdan insanın işlemiş gibi göründüğü fiiller aslında ona isnâd edilemez. Ancak mecazen ona izafe edilebilir. Görülüyor ki, bu mezheb şuurlu varlıkların bile kendi fiillerinde şuursuz varlıklar kadar mecbur olduklarını kabul etmektedir. Bu aşırı cebr anlayışı, ahlâkî ve hukukî mesuliyetin, bundan dolayı cezanın, mükellefiyetin ve terbiyenin hiç bir değeri ve anlamını bırakmıyor. Binaenaleyh, Kaderiye gibi bu da İslâmî anlayışa aykırıdır ve zararlıdır. Bu mezhep mensupları sonsuz hareket düşünülemeyeceğini, bu yüzden de Cennet ve Cehennem’in de dünya gibi zorunlu olacağını ileri sürmüşlerdir. Cebriye'nin en meşhur kolu cehmiyedir. Şehristani'ye göre, Dirar İbni Amr'ın kurduğu Dırariye'de Cebriyyeden sayılır. Cebriyye, İmam Ebu Mansur Mâturidi tarafından perişan edilinceye kadar Horasan ve Nihavend gibi bölgelerde kendisine epeyce taraftar toplamıştır.


Z0RUNLU:

Olumsu olmayan, değişmeyen, olduğu gibi kalan, varlık sebebi kendinde olan varlık (Tanrı). Ateşin yakması zorunludur. Yakmazsa olumsu (contingent)olur.


Z0RUNLULUK:

Bir şeyin olduğundan başka türlü olamaması, değişememesi. Ateşin yakması, bir zorunluluktur. Zorunlu halin, evrende hâkim olduğunu ileri süren öğreti.

 
Geri