NEV'İYAT // FELSEFE SÖZLÜĞÜ  
CANLICILIK ....... COŞKU

CANLICILIK =Ervahiye:

1.Evrendeki çeşitli olayların ruh âlemine ait güçlerce idare edildiğini ileri süren akım,

2.İnsanda ve tabiatta, maddeden bağımsız bir ruhun bulunduğunu, bütün cisimlerin canlı olduğunu iddia eden anlayış,

3.Ruhun düşünce hayatının ve organik yaşantının ilkesi olduğunu öne süren doktrin.


CANLI MADDECİLİK=Özdekçilik, maddeyi canlı sayan öğreti:

Yunanca madde ve hayat mânâsına gelen iki kelimeden yapılmıştır. Bu meslek, maddenin veya varlık'ın umumî olarak canlı olduğunu ve hayalsiz maddenin olmayacağını kabul ve iddia eder. İki çeşidi vardır:

1)Maddenin her cüz'üne müstakil bir hayat tanır (Atomcu anlayış); Demokrit ve Epikürcüler böyledir.

2)Bütün âlemi o âlem in umumî hayatında hissesi olan sonsuz unsurlardan müteşekkil tek bir mevcut olarak tasavvur eder. İyonya ve Stoa filozofları böyledir. Bunlar maddeyi hem fail hem canlı ve duyarlı kabul ederler. Bu müfrit ve saf dinamizmdir. Maddeci bir anlayıştır. Hilozoizm hem hayat problemi ile hem de varlık ve madde problemi ile ilgili bir cereyandır.


CEBRİYE=Yazgıcılık:


CEVHER=Töz: Kendi kendisine var olan, kendi kendine varlığını devam ettiren, varlığını koruyabilen, ilinek (araz) olmayan, Spinoza'da Tanrı.


CEVHERClLlK =Tözcülük:

Metafizikte fenomenizmin zıddı olarak ortaya çıkan bu cereyan; hadiselerin gerisinde onların esasını teşkil eden bir veya birkaç cevher olduğunu, bizim eşyada gördüğümüz özelliklerin, vasıfların ilintilerden ibaret bulunduğunu, bu sebeple daimî olmayıp değişken olduklarını, fakat bu değişkenliklerin değişmeyen, sabit bir realite olan cevher üzerinde meydana geldiğini iddia eder. Fenomenizmin âlemde hakiki hiçbir cevher kabul etmeyip sadece hadiseleri gerçek kabul etmesine karşılık bu cevherci anlayış, cevherin varlığını kabul etmeği aklî bir zaruret olarak görür.

İlk cevherci büyük filozof Aristo'dur. Ona göre değişmeyen esas cevher İlk Muharrik ilk hareketi veren (Tanrı)dir. Bu görüş, bazı İslâm filozoflarınca kabul edilmişse de başta Gazzalî olmak üzere, Allah'a, bir kısım filozoflar da cevher denilmesine karşı çıkmışlardır. Yeniçağ'da Descartes, Spinoza ve Leibniz'de cevherci anlayış değişik şekillerde devam etmiştir.


CİNS:

Mantıkta yakın türlerin içinde bulundukları birlik. Porphyrios'a göre cins, "Bir tek varlığa nisbetle herhangi bir tarzda bulunan fertler topluluğudur" Yani altında türlerin sıralandığı şeydir. İslâm mantıkçılarının tanımı daha açıktır: "Cins, gerçeklikleri çeşitli olanlardan bunlar nedir? diye sorulunca verilen cevaptır." Meselâ, İnsan, at, kuş nedir? diye sorulunca verilecek cevap "Hayvan" olacaktır. Uzak cins, yakın cins diye ikiye ayrılır. Üstün cins, orta cins ve aşağı cins gibi dereceleri vardır.


CİSİM:

Bilinci olmayan, mekânda yer kaplayan nesne. Fizik bakımından bölünebilme özelliği ile yer kaplayan, sınırlı madde parçası.


CİSİMLENDİRMECİLİK=Mücessime, Cisimlendiren, Tanrıyı insana benzetenler:

Bunlar müstakil ve sistemli mezhep olmaktan ziyade, genel bir görünüşe verilmiş isimlerden ibarettir. İzafe edenlere mücessime denir. Allah'a sıfat izafe ederken aşırı gidip cisim ve mekân izafe etmişlerdir. Kerramiye bunlardandır. Bunlar Kur'an'da geçen bazı müteşabih (anlamı çok açık olmayan) âyetlerdeki Allah'ın "El’inden, "Yüz’ünden, 'Arş'ından bahseden ayetlerdeki ifadelere dayanarak Allah'ı insanlara benzetirler ve O'na antropomorfik bir şekil verirler. O'na cihet ve mekân izafe etmiş olurlar. Bu yüzden isimleri "Benzetenler", "Cisimlendirenler” olmuştur. Bunlar meselâ "Allah'ın eli onların ellerinden üstündür" ayetindeki "El" kelimesinde kudret olarak tevil edilemeyeceğini düşünmüşlerdir. Böylece de, Kur'an'da bildirilen Allah'ın zâtına ve sıfatlarına ait esaslara aykırı düşmüşlerdir. Çünkü bu anlayışla Allah'ın muteal (aşkın) sıfatı kaybolmaktadır.

Batınîler, rafizîler gibi müşebbihe de aklın bilgi vasıtası sayılmasını kabul etmemiş ve akıl sahiplerinin görüş ayrılığına düşmelerini buna delil olarak göstermişlerdir. Müşebbihe de Halik’ı mahlûka (yaratığa), mahluku da Halık'a benzetmişlerdir. Allah'ın sıfatlarını kaldıran Muattıla (mutezile) ye karşı, Allah'a sıfat izafe ederken aşırı gidip teşbihe düşmüşlerdir. Bir kısmı Şia'dan olarak bazı kolları vardır.


COŞKU:Vecd
Yunanca “En-theos” (Tanrıyla dolu olma)dan gelir.Bir düşüncenin, güzelliğin etkisiyle ruhen coşarak yücelme, ruhun ilahi hakikatlerle ve güzelliklerle yüz yüze gelerek coşup kendini aşması.

 
Geri