HİKAYELER  
YİNE TEŞRİF BUYURUNUZ

Veliefendizâde'nin mahallesinde fakir bir adam vardır. Hanımı da gebedir. Doğum vakti yaklaşır. Ebe getirmek, şerbet yapmak, loğusa bakmak için para gerekmektedir. Oysa adamcağızın iki cebinde bir para bulunmadığından zavallı kahrından dokuz doğurur. Nihayet Veliefendizâde'ye başvurmaya karar verir. Kalkar, doğru konağına gider. Meseleyi anlatır, efendi hazretleri "Peki, biraz bekleyiniz" diyerek kalkıp içeri gider. Adam bir saat, iki saat, üç saat bekler. Efendi dönmez. Gelmeyeceğine veya aldattığına kanaat getirerek boşu boşuna beklemeyip vakit kaybetmekten ise başının çaresini başka yerlerde aramak için gitmeyi uygun görür. Kalkar, odadan çıkar. Derken uşaklar karşısına çıkıp "Nereye?" diye sorarlar, "Anlaşılan efendi haremden çıkmayacak, ben de gidiyorum" der. "Hayır olmaz. Efendi hazretlerinin bize tembihi vardır. Beni görmeyince gitmesin dedi" derler. Kendisini salıvermezler. Adam ümitle karışık yeis ile geri, döner. Akşama kadar beklediği halde efendi yine çıkmayınca gitmeye davranır. Ama yine uşaklar engel olurlar. Böylece bekleye bekleye akşam olur. Kendisine mükemmel bir yemek çıkarırlar. Yemek adamın umurunda mı? Zehir yer gibi bir iki lokma alır. Derken gece olur. Artık ne olursa olsun diye gitmeye karar verirse de uşaklar yine geri döndürürler. Elhasıl adamcağız o gece orada kalmaya mecbur olur.

Ertesi gün olur, yine efendi görünmez. Herif gitmek ister, salıvermezler. Zavallı ipin ucunu kaçırarak çocuk gibi ağlamaya başlar. Öğleye yakın efendi hazretleri teşrif buyururlar. Misafiri görür görmez selam verir ve der ki:

-Maşallah! Safa geldiniz!"

-Allah ömürler versin efendim. Lakin dünden beri devlethaneden bir yere çıkmadım ki?"

-Ya, demek bu akşam buradaydınız!"

-Evet efendim."

-Vah vah. Bana niçin bildirmediler?"

-Efendim hizmetçilerinizin ifadelerine göre, bendenizin burada kaldığını biliyordunuz sanıyordum".

-Hayır, yok. Ne ise dün bana bir şeyler söylüyordunuz. Ancak kafam çok meşgul olduğu için anlamamıştım. Ne diyordunuz?"

Adam hayret içinde dünkü maruzatını tekrarlar. Efendi hazretleri ise gerçekten dün anlamamış gibi görünerek adamın ifadelerini dikkatle dinledikten sonra "Biraz bekleyiniz" diye ayağa kalkınca adam dünkü komedinin tekrarından korkar ve der ki:

-Aman efendim. Önce bana izin veriniz gideyim!" Veliefendizâde kahkahalarla güldükten sonra kâhyasını getirtir ve kulağına bir şeyler fısıldar. Daha sonra misafire döner:

-Giderken kahya efendiyi görünüz. Haydi, safa geldiniz. İnşallah yine teşrif buyurunuz," der.

Adamcağız koşa koşa evine gider. Gördüğü manzara karşısında şaşırıp kalır. Karısı doğum yapmış, gerek loğusa gerekse yeni doğan çocuk mükellef ve müzeyyen döşeklere yatırılmış. Başlarına allar, nazar takımları, altınlar takılmış. Ebe kadın bir tarafta, iki tane cariye bir tarafta hizmetle meşguller... 


 
Geri