NEV'İYAT // SÜNNET  
EDEBİYATIMIZDA 'KIRK HADİS'LER
                                        
                                                   
Dr. Ali YILMAZ

'Kırk Hadis'lerin Doğuşu

                Dinî inanç ve kültürün edebî mahsûller üzerindeki etkisi ve bu etki sonucunda doğmuş ve gelişmiş birçok edebî mahsûlün bulunduğu bilinen bir gerçektir. Hatta dinî bir olgunun işlenmesiyle, başlı başına bir tür olarak ortaya çıkmış ve gelenek halinde devam etmiş edebî mahsûller yanında; ayrıca, bu türlerden biriyle şöhret bulmuş şair ve yazarlar vardır. Süleyman Çelebi'nin, Mevlidi; Nazım Yahya Efendi'nin, na'tlarıyla tanınmış olduğu gibi.

                Birçok dinî edebiyat türünden biri de, "Kırk Hadis (Erbeûn Hadîs-Çihil Hadîs)lerdir. İslâmî edebiyat geleneğinde, kırk hadis toplama, tercüme ve şerh etme işi, başlı başına bir edebiyat türü olarak yerini almıştır. Halk arasında, günlük konuşma diline yerleşmiş olan birçok kelime ve kavramın, dinî bir inanca, ya da bir ayet veya hadisin işaretine dayandığı gibi, edebiyatımızdaki bütün dinî türlerde, aynı şekilde, dinî bir inancın, ya da bir ayet veya hadiste geçen herhangi bir işaretin tezahürü olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. İşte, kırk hadis toplama, tercüme ve şerh geleneği de böyle bir sebeple doğmuş ve gelişmiştir.

 

Menşei ve Gelişmesi

                Bu geleneğin yerleşmesinin esas sebebi, Hz. Peygamber’e istinaden nakledilen şu sözdür: "Ümmetimden kim, kırk hadisi hıfz ederse, o, kıyamet gününde, fakih ve âlim olarak haşrolunur". Hadisin çeşitli rivayet şekillerinde, ".. sünnetimden kırk hadisi..." dinî işleriyle ilgili kırk hadisi..." gibi, hadislerin niteliği ile alakalı değişik ifadeler yanında; sonunda müjdenin, ".. kıyamet gününde ben onun şefaatçisi ve şahidiyim." tarzında geldiği de vakidir(1). Hatta daha başka değişik rivayetleri görmek de mümkündür.

                Ne var ki, kırk hadis türünün ortaya çıkmasına mesnet teşkil eden bu hadis, meşhur hadis kitaplarında yer almamakta ve "zayıf hadis" olarak nitelendirilmektedir(2). Buna rağmen, müslümanlar arasında kırk adet hadisi ezberleme ve bir araya toplama işi, ibadet telakki edilerek sürdürüle gelmiştir. Birçok âlim ve şair, kırk adet hadisi bir araya getiren eserler ortaya koymuş, ya da onların, manzum veya mensur tercümelerini yapmış, şerhlerini yazmıştır. Bunda, söz konusu hadisin yanında, "Kırk sayısı"nın bazı dinî meselelere konu olmasının da(3) tesiri olsa gerektir.

                Kırk hadis toplama işi ilk olarak Arapça eserlerle başlamıştır. Bunlardan, bilinenler ikiyüzelliden fazladır. İlk Arapça 'kırk hadis'i Abdullah b.Mübarek (öl.181/797)’in topladığı belirtilmekteyse de, onun ve ondan sonraki birçoklarının eserleri ortada yoktur. Arapça en meşhur kırk hadis mecmuası, Muhyiddin Yahya b.Şeref en-Nevevî (öl.676/1277)'nin el-Erbeune'n-Nebeviyye isimli eseridir. Hatta, kendisinden sonra, bir de Nevevî'nin eserini şerh etmek gelenek haline gelerek birçok kişi ona şerh yazmıştır(4) .

                Arapça'nın arkasından Farsça'da başlayan kırk hadis toplama ve Farsça’ya tercüme işi, bu dilden de, Arapça kadar olmasa bile, epeyce eserin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu dildeki 'kırk hadis (çihil hadislerin sayısı elli civarındadır. Bunların en belirgin Özellikleri de, Şiîlik propagandası ve Hz. Ali’nin faziletlerini yansıtmaya çalışmasıdır. Çoğu da, mevzu olduğu bilinen hadisleri ihtiva eder.

                Kırk hadis toplama, tercüme ve şerh geleneğine en fazla önem veren Türkler olmuştur. Hatta Osmanlılar döneminde birçok âlim, Arapça kırk hadis mecmuaları yazmışlardır. Bir kısmı da, Farsça eserler meydana getirmiştir. Fakat asıl çoğunluğu Türkçe olanlar teşkil eder. Manzum veya mensur, ya da ikisi karışık, birçok hadis mecmuası, Türk edebiyatında başlı başına bir dini edebiyat türünün yerleşmesi neticesini doğurmuştur. Kemal Ümmî (61.880/1475), AliŞir Nevaî (61.906/1501), Fuzûlî (61.963/1556), Aşık Çelebi (61.979/1571) Latîfı (61.990/1582), Nev'î (61.1007/1598), Hâkânî (61.1011/1691), Nâbî (61.1102/1691), Osman-zade Taib (61.1120/1703) gibi meşhur şair ve yazarların kırk hadis mecmualarına sahip olmaları, bu türün edebî önemini göstermesi bakımından dikkate değerdir.

                XIV. y.yıldan itibaren Türk edebiyatında başlayan kırk hadis tercümeleri, özellikle XV., XVI., XVII., ve XVIII. y.y.larda yaygın bir şekilde görülmüş ve oldukça başarılı edebî mahsûller meydana getirilmiştir. Bu gelenek daha sonraki asırlarda da devam etmiş olmakla beraber, özellikle son asırlardakilerin edebî kıymetleri eskiler ölçüsünde olmamıştır. Bu alanda zikre değer bir tür de, Nevevî'nin Kırk Hadisinin tercüme ve şerhleridir.

                Prof. Dr. Abdülkadir Karahan, doktora tezi olarak kırk hadisler üzerinde çalışmış ve Türk edebiyatında, asırlara göre, yazılmış olan kırk hadis mecmualarını incelemiştir. 1954'de İstanbul Üniversitesi  Edebiyat  Fakültesi  Yayınları arasında yayımlanmış olan, Îslâm-Türk Edebiyatında Kırk Hadis, Toplama Tercüme ve Şerhleri isimli bu eser, gerçekten bu sahada başlı başına bir boşluğu dolduracak niteliktedir. Prof. Karahan, bu eserinde, Türk edebiyatındaki kırk hadisleri asırlara göre tasnif ederek geniş bir şekilde tanıtmaktadır.

 

Hazırlanma Gayeleri

                Bize, göre, İslâm âleminde kırk hadis toplama, tercüme ve şerh geleneğinin yerleşmesi, zayıf da olsa, yukarda zikrettiğimiz hadisteki müjdeden ileri gelmektedir. Bunun dışında, hayır dua almak, rahmetle anılmak, müslümanlara iyi öğüt, daha öncekilerin hayırlı teşebbüslerine özenmek gibi sebeplerin etkisi olduğu da söylenebilir. Maddi menfaat elde etmek, devlet büyüklerine hoş görünmek gibi mülahazaların(5) fazla etkili olduğunu zannetmiyoruz.

                En meşhur kırk hadis derleyicisi olduğunu yukarda belirttiğimiz İmam Nevevi’nin eserinin meydana getirmekteki gayesini, bir örnek olması bakımından, eserinin mukaddimesindeki kendi ifadelerinden seçerek vermek istiyoruz:

                "...Bu hadisin zaif olduğunda, huffaz-ı hadis'in ittifakı vardır Böyle iken, ulemâ (radıyallahü anhtim) hazaratının bu türlü musannefâtı sayıya gelmez derecede çoktur. Bu hususta bildiğime göre, en evvel kitap tasnif eden Abdullah b.el-Mübarek'tir. (...) Mütakaddimin ve müteahhirînden sayıya gelmez zevat bu yolda kitap telif ettiler. Ben de bu gibi, a'lâm-ı ümmetin huffâz-ı İslam'ın isrine tebean Cenâb-ı Hakk'dan istihare ederek, kırk hadis toplamağa niyet ettim. Zaten ulema, fazâil-a'mâle ait olan hadis-i zaîf ile amel etmenin caiz olduğunda ittifak etmişlerdir. Maahazâ, bu emr-i hayırda asıl itimadım bu hadis-i saîfe değil, belki Hz.Rasul-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz'in ehâdisi Sahıha meyanında, "hâzır olanlarınız gaib olanlarınıza tebliğ etsin mealinde bulunan hadis-i risaleti ile,"benim sözümü işitip belledikten sonra onu başkasına duyduğu gibi eriştirenin Allah yüzünü ak etsin" demek olan hadis-i şerif’inedir.

                Bir de, ulemanın kimi usul-i din, kimi furu-ı din, kimi cihad, kimi zühd, kimi adab, kimi hutab-ı nebeviyye hakkında erbainiyyeler tertip etmişlerdir. Allah sahiplerinden razı olsun, bu maksatların hepsi güzeldir. Ancak ben, bunların hepsinden mühim bir erbainiyye toplamağı münasip gördüm. İstedim ki, bir araya getireceğim kırk hadis, hem yukardaki maksatların kâffesine şamil olsun, hem de ulemanın, "medâr-ı ahkâmı İslâm'dır." yahut, "İslâm'ın nısfı veya cüzüdür." gibi tavsif ât ile uzm-ı kadrini beyan ettiği kavâid-i dinden birer büyük kaide olsun."(6)

 

Şekil Bakımından Kırk Hadisler

                Kırk hadis ihtiva eden eserler şekil bakımından muhteliftir. Bir kısmı mensur, bir kısmı, manzur, diğer bir kısmı da nazım nesir karışıktır.

                Mensur olanların bir kısmı, bilhassa Arapça olanlardır, zaten sadece hadislerin metinlerini ihtiva etmektedir. Bilhassa, kırk hadis şerhleri ve Farsça ile Türkçe'ye tercüme edilenlerden nesir olanlar çoktur.

                Farsça ve özellikle Türkçe kırk hadislerin büyük bir çoğunluğu manzumdur. Bunların bazıları yüksek sanat değeri taşımaktadır. Türkçe'deki bu tür kırk hadisler aruz vezniyle yazılmış ve ekseriyetle, Fâilâtün/mefâilün/fâilün ve fâilâtün/fâilâtün/fâilün kalıpları kullanılmıştır. Nazım ve nesirin karışık olduğu kırk hadisler de, daha çok Farsça ve Türkçe'dir. Bunların bir kısmı şerhlerdir ve bu şerhlerin arasında şiirler de yer almıştır. Ya da, hadis, önce nesir halinde izah edilmiş, sonu bir dörtlükle bağlanmıştır.

 

Muhtevaları

                Kırk hadislerin muhtevaları değişiklikler arzeder. Bir kısmı belli bir konuya mahsus iken, büyük bir ekseriyeti, değişik konulara ait bulunmaktadır. Bunlar, okuyanı çeşitli yönlerden aydınlatma ve yol gösterme gayesi ile yazılmıştır.

                Söz konusu ettiğimiz bu eserlerin muhtevaları, şekil ve seçmede göz önünde bulundurulan prensiplere göre de değişmektedir.

                Şekil bakımından muhtevalar şöyle tasnif edilebilir: Yalnız hadis metinleri; hadislerle beraber tercümeleri; bunun yanında kısa izahları, ya da şerhleri; ayet ve diğer hadisler veya hikayelerle takviye edilenler.

Seçim Prensiplerine göre de şu şekilde tasnif edebiliriz.

a)Hadis-i kudsiler, b) Hz.Peygamber'in hutbeleri, c) Sahih hadisler, d) İçinde 40 sayısı olanlar, e)Ezberlenmesi kolay kısa hadisler, f) Veciz, fasih ve kapsamlı hadisler(8).

Kırk hadislerin muhtevalarında yer alan konular şunlardır:

a) Kur'an'ın faziletleri, b) İslâm'ın şartları, c)Hz.Peygamber'in ve Ehl-i Beyt'-in faziletleri, d) Tasavvuf ve tarikatlar, e) Dünya hayatının boş olduğu, f) İlim ve âlim g)Cihad, h)Ahlak, ı)Bir kavim, yer veya şehrin fazileti, i)Tıp konularına ait hadisler...

                Kırk hadis mecmuaları bu konulardan herhangi birine tahsis edilmiş olabildiği gibi, bu konulardan birçoğuna ait hadisleri ihtiva edenler de vardır. Bazı kırk hadis mecmuaları da, çeşitli hat örneklerini bir araya toplamak gayesiyle meydana getirilmiştir.

"Kırk Hadis"

                Kırk hadis derleme çalışmaları günümüzde de kısmen devam etmektedir. Bunun en son örneğini, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlanmış olan Kırk Hadis teşkil etmektedir.

                Prof. Dr. Abdülkadir Karahan tarafından hazırlanmış olan söz konusu eser, tarihimizden gelen engin kültür miraslarımızdan birkaçını bir arada bulundurmasıyla ayrıca bir değere sahip bulunmaktadır.

                Eserin asıl ağırlığını, kırk adet hadise ve tercümelerine ait hat örnekleri teşkil etmektedir. Esasen, tarihî kültür miraslarımızın en muhteşem ve en zenginlerinden olan hat sanatı örneklerini takdim etmek gayesiyle hazırlanmış bir eserdir. Önce, hadislerin Arapça metni yazılmış ve hemen altında, bazıları nesir olmakla beraber, çoğu nazım şeklinde tercümeleri yazılmıştır. Böylece, zengin kültür miraslarımızdan bir diğeri olan şiir sanatı sergilenmiş. Sadece yazılarıyla, adı geçen bakanlık tarafından daha önce de iki kez yayımlanmış (1977, 1979) olan Kırk Hadisin bu üçüncü baskısını diğerlerinden ayıran ve estetik bir özellik kazandıran en büyük değişiklik; hadislerin ve tercümelerinin, yine tarihi kültür miraslarımızdan birini yansıtan tezhiple ve renkli olarak verilmiş olmasıdır. Örneklerde de görüldüğü gibi, bu durum, esere apayrı bir özellik kazandırmış ve değerini daha da artırmıştır.

                Kırk Hadisin aslını söz konusu hadislerle onların tercümeleri ve tezhipli sayfalar teşkil ediyorsa da, başta bir Önsöz ve sonda da, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan tarafından yazılmış, "İslâm-Türk Edebiyatında Kırk Hadislerin Doğuşu, Gelişmesi ve Yayılması" başlığını taşıyan bir açıklama yer almaktadır.

                Prof. Karahan'ın yazmış olduğu önsözde, İslam dininde ve müslümanlarm hayatında hadislerin önemi, vurgulanmış, Hz. Peygamber'in hadislerinin büyük eserlerde toplanmış olduğu, bu eserlerden her birini herkesin temin edip istifade etmesinin mümkün olmaması, dolayısıyla birçok muhaddisin ve âlimin, seçtikleri hadislerle daha küçük eserler meydana getirdiği; bunlardan bir çeşidinin de, kırk hadis derlemeleri olduğu; elde bulunan bu eserin de o gayeye hizmet ederek, okuyanların, "Allah'ın Sevgilisi veElçi'si, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in nurlu, yol gösterici, fazilet ve ahlak üstünlüğünü telkin edici bu sözlerinden daha iyi yararlanabilmesi" hususuna dikkat edilerek hazırlandığı belirtilmiştir.

                Eserin asıl kısmını teşkil eden hadisler ve tercümelerinden 36 tanesi, zamanımızın değerli hattatlarından merhum Hamit Aytaç tarafından yazılmış, kalan 4 tanesi de Prof. Dr. Ali Alpaslan'ın kaleminden çıkmıştır. Her hadisin arka sayfasında da, hadisin Türkçe, Almanca, Fransızca ve İngilizce tercümeleri, geniş açıklaması, ön sayfadaki, hadisin altında bulunan tercümenin okunuşu yer almaktadır. Ayrıca, hadisin ve tercümesinin hangi kırk hadis mecmuasından alındığı ve mecmua basılmışsa baskı yeri ile tarihi, basılmamışsa, bulunduğu kütüphane belirtilmiş. Ancak hadislerin asıl kaynağı hakkında herhangi bir bilgi verilmemiştir.

                Önsöz ve sondaki kırk hadislerle ilgili açıklamanın da, hadislerin tercümeleri gibi, Almanca, Fransızca ve İngilizce'ye çevirileri yapılmıştır. Tercümeler; Almanca'ya, Prof. Dr. Gürsel Aytaç; Fransızca'ya, Yrd.Doç.Dr.Sema Çiğdemoğ-lu; İngilizce'ye, Doç.Dr.Sevim Kantarcıoğlu, Doç.Dr.Nebile Direkçigil ve Dr.Alparslan Açıkgenç tarafından yapılmıştır.

                Kırk Hadis'tc yer alan tezhipler de, Topkapı Sarayı Tezhip ekibi ile, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümünden bir ekipçe gerçekleştirilmiştir.

Bu haliyle, Kırk Hadis, unutulmaya yüz tutmuş, zengin kültür miraslarımızdan birkaçının, günümüz insanı tarafından da tanınmasını ve canlı kalmasını sağlaması bakımından büyük bir hizmet olmuştur.


************************************************************************


1-Bkz. el-Aclûnî, Muhammed b. İsmail, Keşfü'l-Hafâ. ali, s.246. Beyrut 1351

2- Bkz. el-Aclûnî, a.g.e, aynı yer; Koçyiğit, Prof.Dr.Talat, Hadis Istılahları, s.97, 2. baskı, Ankara 1985.

3 -Bkz. Karahan, Dr. Abdülkadir, İslâm Türk Edebiyatında Kırk Hadis, s.8 vd.; Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, c. V, s.323, İstanbul 1982.

4- imam Nevevî'nin eserinin Babanzade Ahmed Naîm tarafından yapılmış tercümesi, Diyanet işleri Başkanlığı tarafından 1979 da yayımlanmıştır.

5- Bkz. Karahan, Dr. Abdülkad:, İslâm Türk Edebiyatında Kırk Hadis, s.24.

6- en-Nevevî, Kırk Hadis, Terc. Ahmed Naîm, s.6-8, Ankara 1979.

7 -Kırk hadislerin muhtevalarıyla ilgili geniş bilgi için bkz. Karahan, age., s.30-44

 

Kaynak:İlim ve Sanat, s.85,1988

 

 
Geri