NEV'İYAT // SÜNNET  
SAHABENİN HADİS RİVAYETİ KARŞISINDAKİ TAVRI

Sahabe, Hz. Peygamberin (a.s.) “Kişiye günah olarak duyduğunu söylemesi yeter” ve “Kim bana kasten yalan (bir hadis) isnad ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın” hadislerini şiar edinmişlerdi. Hz. Peygambere (a.s.) ait olmayan hadislerin olabileceği endişesiyle hassas davranırlar ve en az bir şahid olmadan hadisi kabul etmezlerdi. Canlarını, mallarını Peygamber için feda eden ona gelecek zararın kendisine gelmesini arzu eden sahabe, onun ağzından çıkan her söze ve yaptığı her harekete sebebi belli olsun ya da olmasın sımsıkı sarılırdı.

1-İbni Şihab’ın anlattığına göre bir nine miras hakkını öğrenmek için Hz. Ebubekir’e gelir.  Ebubekir, “Senin için ne Allah'ın kitabında ne de Rasulullah'ın (a.s.) sünnetinde bir şey bulabiliyorum" der ve sonra bu hususu sahabeye sorar. Muğire ayağa kalkarak şöyle der: "Rasulullah’ın (a.s.) yanında bulundum, nineye altıda bir veriyordu.” der. Hz. Ebubekir:"Buna şahidin var mı? diye sorar. Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme ona şahitlik eder. Hz. Ebubekir de bu doğrultuda karar verir. (İbni Hacer, Nüket 1/243)

2-Hz. Ömer, birinin getirdiği haber üzerinde şüphelenince araştırmaya koyulurdu. Zehebi, bu kondu Said b. İyas'dan şöyle bir olay nakleder: Ebû Musa'l-Eş'arî, bir gün halife Hz. Ömer'e kapıdan üç kere selam verir. Kendisine içeri girmek için izin verilmeyince geri döner. Hz. Ömer arkasından adam göndererek niçin geri döndüğünü sorar. O da Rasulullah’dan (a.s.), "Sizden biriniz üç defa selam verdiğinde, cevapsız kalırsa geri dönsün.” hadîsini gerekçe gösterir. Hz. Ömer ona: “Ya bunun doğruluğuna delil getirirsin ya da sana şöyle şöyle yaparım/canına okurum.” der. Ebû Musa rengi değişmiş olarak sahabeden bir topluluğun yanına varır. Topluluk ona:

—Bu halin ne!?

—Sizden biriniz, Rasulullah(a.s.)tan şöyle bir hadîs işitti mi?

—Evet. Hepimiz işittik, derler ve içlerinden birini onunla birlikte Hz. Ömer'e göndererek Ebû Musa'nın lehinde şahitlik ettirirler. (Müsned, 4/393)

Hz. Ömer (r.a.), Ebu Musa’ya “ben seni itham etmedim fakat araştırmak istedim” (Zehebi, Tezkire 1/13) sözüyle gerçek amacının ne olduğunu en güzel şekilde göstermiştir.

3-Hz. Ali de hadîs nakleden kimseden yemin alırdı. (Zehebi, Tezkire 1/13) Hz. Ali’nin bu tavrının, Peygamber(a.s.) adına yalan bir söz yayılmasını önlemek olduğu açıktır.

4- Ebû Hureyre, “Halk, Ebû Hureyre çok hadîs rivayet ediyor deyip duruyorlar. Halbuki şu iki âyet olmasaydı hiçbir hadîs nakletmezdim" deyip,  “İndirdiğimiz apaçık ayetleri ve doğruyu, Biz onları insanlar için kitapta iyice açıkladıktan sonra, gizleyenlere Allah da bütün lanet edebilenler de lanet eder.  Ancak tövbe edip kendilerini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. Ben, onları bağışlarım. Ben, çok çok tövbe kabul ederim ve çok bağışlarım.” (Bakara, 159–160) ayetlerini okur ve sözüne şöyle devam eder: "Muhacir kardeşlerimiz çarşılarda alış-verişle, Ensar kardeşlerimiz de malları için çalışmakla meşgul olurken Ebû Hureyre boğaz tokluğuna Rasulullah’ dan (a.s.) hiç ayrılmaz ve onların hazır bulunmadıktan meclislerde hazır bulunur, onların belleyemedikleri sözleri bellerdi” (Buhari, İlim 42; Müslim, İman 229; Muvatta, Taharet, 29)

5- Ebû Zerr el-Gıfâri’nin kendisini hadîs naklinden alıkoymak isteyenlere şu sözü, insaf ehli için yeterlidir: Kılıcı enseme dayasanız, ben de Rasulullah'dan (a.s.) duyduğum bir sözü başım kesilinceye kadar tebliğe vakit bulacağımı bilsem o sözü elbette size yetiştiririm.” (Buhari, İlim 10, Darimi, Mukaddime 46)

6-Ebu Nadre, Ebu Said’il Hudri’ye (r.a.) “Bizlere hadis yazdırmaz mısınız? Zira bizler ezberleyemiyoruz.” Dediğinde, O.“Sizlere yazdırmayacağız ve bunu Kur’anın yerine koymayacağız. Ancak bizler, Rasulullah’dan (a.s.) nasıl ezberledikse sizlerde öylece bizlerden ezberleyiniz.” (Darimi, 1/122)

7-Hz. Ömer'in rivayeti hoş görmekten alıkoyan sebep, o sözün Hz. Peygamber’e (a.s.) ait olduğunu kesinleştirmek istemesidir. Bunu rivayet eden sahabeden şahit getirmesini istemesiyle anlıyoruz. Bu sebeple onun, karışıklığa düşmeyeceğinden emin olduğu ve güvendiği kimselere yazdığını görmekteyiz. (Muhtemelen) Hz. Ömer, ümmetin Allah'ın kitabını koruma altına aldıklarını ve bir Mushaf haline getirdiklerini gördükten sonra kitabete izin vermiştir. Bunu, Amr b. Ebî Suf'vân'ın, Ömer b. Hattâb'dan "İlmi yazıyla kaydediniz" dediğini duyduğu yolundaki rivayet de güçlendirmektedir. ( Câmi'u Beyani'l-İlm ve Fadlihi  I/72.)

8- Abdullah b. Mesud (r.a.) ise şöyle demektedir: "Hz. Peygamber döneminde 'istihare' ve 'teşehhüd' harici bir şey yazmıyorduk." Bu ise Sahabîlerin, Hz. Peygamber döneminde Kuran ı Kerim haricinde bazı şeyleri yazdıkları ve İbn Mesudun kitabete karşı çıkmadığının apaçık delilidir. (İbni Ebi Şeybe, 1/115)

9- Müminlerin annesi Hz. Aişe (r.a.) kız kardeşinin oğlu Urve b. ez-Zübeyr'e: "Ey oğlum, bana senin benden hadis yazdığın ve daha sonra da bunları başkalarından yineleyerek yazdığın haberi ulaştı." demiş, Urve de kendisine: "Ben, senden bir şekilde duyuyorum ve daha sonra başkalarından değişik şekilde dinliyorum" deyince Hz. Aişe ona: "Anlam itibariyle bir tezat görüyor musun?" diye sormuş, o da kendisine: "Hayır" deyince; öyleyse bir mahzuru yok." demiştir. Şayet Hz. Âişe kitabeti hoş görmemiş olsaydı hiç şüphesiz Urve'nin böyle yapmasını kendisine yasaklar ve en azından engel olmaya çalışırdı. (el-Kifaye, 205)

10- Sahabeden Abdullah b. Amr’ın (r.a.) “es-Sahifetu’s-Sadika” adına verdiği ve içerisinde bin kadar hadisin bulunduğu kitap vardır ve bunun tamamı Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde mevcuttur. Eğer yasak kesin bir hüküm olsaydı Abdullah b. Amr’ın (r.a.) bunu yazmazdı.

11- Ebû Hureyre şöyle demiştir: Ömer'e hadis(rivayet)im ulaşmıştı, beni çağırtıp: 'Falanın evinde, Resûlullah (a.s.) ile birlikteydik ve en yanımızdaydın değil mi?' diye sordu. Ben de: 'Evet ve bunu bana niye sorduğunu da biliyorum.' dedim. Ömer: 'Peki niçin sordum?' diye sordu. Cevaben: 'Resûlullah (a.s.) o gün: “Kim bile bile bana yalan isnad ederse ateşteki yerini hazırlasın.” buyurmuştu, dedim. Ömer: (öyleyse)git ve hadis rivayet et!' dedi.” (el-Bidaye ne’n-Nihaye,8/107, Siyeru A’lami’n-Nübela, 2/434)

12- İbn Ömer, Ebû Hureyre'nin: "Kim bir cenazeye evinden çıktığı andan itibaren eşlik eder ve namazını kılar, ayrıca defnedilinceye kadar takip ederse ona iki 'kırat' ecir vardır, Her 'kırat' Uhud mesabesindedir. Kim de cenazenin namazını kılar ve dönerse ona da Ubud mesabesinde ecir vardır.”' hadisini duyduğu zaman Hz. Âişe'ye birini gönderip Ebû Hureyre'nin rivayet ettiği bu hadisi sordurmuştur. Hz. Aişe de, İbn Ömer'in elçisine: "Ebû Hureyre doğru söylemistir" demiş ve bu haber İbn Ömer'e ulaştığında elindeki çakıl taşını yere savurup: "Şüphesiz birçok 'kıratı' kaçırdık" ' diye hayıflanmıştır.

Bir rivayete ise İbn Ömer: "Ey Ebû Hureyre, sen Hz. Peygamberi en iyi tanıyanımız ve hadislerini en iyi koruyanımız/bilenimizsin" demiştir.” (İbni Sa’d, Tabakat, 2/118; el-Bidaye ne’n-Nihaye, 8/107; Fethu’l-Bari, 1/225)

*************************************************************************************************
Kaynak:

1-İ'laü's-Sünne, Zafer Ahmed et-Tehanevi,  Yeni Usulü Hadis, İbrahim Canan
2-el-Menaru'l Münif, İbni Kayyım Cevziyye, Cantaş Yay.
3-Mevzu Hadisler, M.Yaşar Kandemir,D.İ.B.
4-Akıl Vahiy Açısından Sünnet, Dr. Mehmet Erdoğan, İFAV
5-el-Muvafakat, Şatıbi, İz Yay.
6-Kur'an Sünnet Bütünlüğü, Necati Kara, İhtar Yay.
7-Mevzu Hadisler, Abdulfettah Ebu Gudde, İnsan Yay.
8-Sünneti Anlamada Yöntem, Yusuf el-Kardavi, Rey Yay.

Rıza GÖRÜŞ

 
Geri