NEV'İYAT // SÜNNET  
SAHABENİN HZ. PEYGAMBERE BAĞLILIĞI

 Rıza GÖRÜŞ


Bir pervane gibi Rasulullah’ın (a.s.) etrafında dönen, ona bir zarar gelmemesi için üzerine titreyen, canlarını mallarını onun davası uğruna feda eden, konuşmalarına “anam babam sana feda olsun” diye başlayan sahabenin Hz. Peygamberin sünneti konusunda ne kadar duyarlı olduğu malumdur. 

1-Hz. Peygamberin kızı Hz. Fatıma, Hz. Ebû Bekir'e gelip babasının mirasından pay isteyince, Hz. Ebû Bekir onun bu isteğini şöyle cevaplamıştır: “Resûlullah (a.s.)'den duydum şöyle demişti: 'Allah peygamberi bir lokma ile doyurur ve sonra onun ruhunu kabzederse, kendisinden sonra onun yerine geçenin sorumluluğuna bırakır.' Ben, bunları (mirası) Müslümanlara dağıtmayı uygun buldum” deyince Fatıma: “Peygamberden işittiğin ve senin (takdirin) gibi olsun demiştir.” Bir rivayette ise (Hz. Ebû Bekir): "Resûlullah'ın (a.s.) yaptı; yi terk edecek değilim ve yaptığını da mutlaka yapacağım. Ben, 0nun emrinden bir şey terk edersem (O'nun yolundan) sapmaktan korkarım.” demiştir.


2-Resûlullah (a.s.) H. 11 yılında büyük bir ordu hazırlayarak Usâme'yi bu orduya komutan tayin etmiştir. Usâme'nin komutası altında Hz.Ebû Bekir, Hz. Ömer, Ebu Ubeyde gibi ashabın birçok ileri gelenleri de vardır. Bunun üzerine, halktan bazı insanlar; muhacirlere “bir çocuğu komutan tayin etti!” diyerek ileri geri konuşmaya başlamışlar, bunu duyan Resûlullah, çok kızmış ve minbere çıkarak cemaate şöyle seslenmiştir: “Usâme hakkındaki sözleriniz bana ulaştı. Siz onun komutanlığını tenkid ettiğiniz gibi, daha önce babasının komutanlığını da tenkit etmiştiniz.. Gerçek şu ki, o komutanlığa layıktır. Nitekim babası da komutanlığa layıktı. Usame komutasındaki ordu hareket etmek üzereyken, Allah Resulü darı bekaya irtihal etmiştir. Halife olan Hz. Ebu Bekir (r.a.) “Resûlullah (a.s.)'in atadığı bir komutanı görevden almak kesinlikle bana düşmez" diyerek tavrını ortaya koymuştur. 


3-Hz. Ömer (r.a.), bir kadının düşük yapması hakkında durumunun ne olacağını insanlara danışıp istişare yapmıştı. Muğıre bin Şube: “Ben Allah Resulünün (s.a.v) çocuk düşürmeye sebep olan kişinin tazminat olarak bir köle ya da cariye ödemesi gerektiği şeklinde hüküm verdiğine şahit oldum” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer(r.a.), seninle beraber bu olaya şahit olan birisini daha getir!”deyince, Muhammed bin Mesleme de Muğire lehinde şehadette bulundu.” (Buhari, Diyet,12,35; İ’tisam, 13; Müslim Kasame-Diyet, 11, 39)


4-Hz.Ömer(r.a.), Mecusilerden bahsetti ve dedi ki: “Onların işlerini nasıl yapayım bilmiyorum?” bunun üzerine Abdurrahman bin Avf da Efendimizden (s.a.v.); 
Mecusilere ehl-i kitaba uyguladığınız hükümleri uygulayın” hadisini rivayet etti. (Abdulfetteh ebu Ğudde bu hadisi İmamı Şafinin rivayet ettiğini, Ebu’l Berakat İbni Teymiyye’nin “Münteka’l Ahbar”ında da kayıtlı olduğunu ifade etmiştir.)


5-Abdullah bin Mesud’a (r.a.) “kocası vefat etmiş ve kocası tarafından kendisine mehri tahsis edilmemiş bir kadının” durumu, “Ben Resulullah’ı (s.a.v) bu konuda bir hüküm verirken görmedim” diye cevap verdi. Fakat insanlar bir ay boyunca gidip gelip O’na bu meseleyi sordular. Yapılan ısrarlar karşısında İbni Mes’ud’da (r.a) kendi re’yi ile ictihad etme durumunda kaldı ve o yerleşim bölgesinde geçerli genel işleyişe göre böyle bir kadına ne az, ne de fazla kâfi miktarda bir mehr-i misil verilmesine, ayrıca kadının iddet beklemesi gerektiğine ve miras hakkının da bulunduğuna hükmetti. Bunun üzerine Ma’kıl ibni Yesar da ayağa kalktı ve aynı konumdaki bir kadın Allah Resulünün (s.a.v.) de tıpkı bu şekilde hüküm verdiğine şahitlik etti. İbni Mesud (r.a.), kendi ictihadının Resulullah’ın (s.a.v.) hükmüne uygun çıkması karşısında öylesine mutlu oldu ki, İslam’a girdiğinden beri hiç bu kadar sevinmediğini belirtti. (Nesai, Talak,68; Ebu Davud, Nikah (1145); İbni Mace, Nikah(1891)


6-Ebu Hureyre(r.a), cünüp olarak sabahlayan bir kimsenin o gün oruç tutmasının sahih olmayacağı görüşündeydi. Ne zamanki Hz. Peygamberin eşlerinden bazıları, kendisine bu görüşün yanlış olduğunu haber verdiler; o da bu ictihadından vazgeçti. (Buhari, Sıyam 22 (1925,1926) Müslim, Sıyam 75 (1109); Nesai, el-Kubra 2929,2930; Muvatta 1/290; Abdurrezzak, (7398); Tahavi, Şerhu Meanil-Asar, 2/102; Beyhaki, 4/214)


7- Hz. Ömer yaralandığında kendisine: "Halife seçmeyecek misin?" diye sorulduğunda verdiği cevap: "Eğer (seçimi) terk edecek olursam, bunu benden daha hayırlı biri terk etmiştir ki o, Resûlullah (a.s.)'dır. Eğer halife seçecek olursam onu benden daha hayırlı olan biri yapmıştır ki o da Ebû Bekir'dir”

Yine Hz. Ömer şöyle der: “Medine’nin yüksek bir semti olan Umayye b. Zeyd oğulları mahallesinde otururken ensardan bir komşum vardı. Rasulullah’ın (a.s) meclisine sırayla bir gün o, bir günde ben giderdik. Ben gittiğimde o gün gelen vahiy ve diğer şeyleri ona bildirirdim, o gittiği zaman aynı şeyi o bana yapardı.”


8-Sa'îd b. el-Müseyyib'den: "Ben, Osman (r.a.)'ı Resûlullah’ın oturduğu yerde otururken yemek istettiğini ve ateşin değdiği bu yemeği yedikten sonra kalkıp namaz kıldığını ve sonrasında: “Resûlullah'ın oturduğu yere oturdum, Resûlullah'ın yediği yemeği yedim ve Resûlullah'ın kıldığı (gibi) namazı kıldım.”


9-Meysere b. Ya'kûb et-Tuhevî: "Ben Ali (r.a.)'ı ayakta su içerken gördüm ve ona: 'Ayakta mı içiyorsun?' diye sorunca, cevaben bana: 'Eğer ayakta içiyorsam bu, Resûlullah (a.s.)'i ayakta içerken görmüş olmamdandır. Eğer oturarak içiyorsam bu da, Resûlullah’ı (a.s.) oturarak içerken görmüş olmamdandır. dedi. (Rasulullah’ın içtiği su muhtemelen abdest sonrası ayakta içmeyi adet haline getirdiği su ya da zemzemdi)


10-Ali b. Rebî'a şöyle demiştir: "Hz. Ali'nin binmek için bir binek getirdiğini gördüm. Ayağını üzengiye koyduğunda: 'Bismillah' dedi. Bineğin üzerinde doğrulunca: 'Elhamdülillah' ve “Sübhânellezî sehhare lenâ hazâ ve ma kunna lehu mukrinin ve inna ila rabbina lemungalibun.” dedi. Sonra üç defa tekbir getirdi ve üç kez hamdetti. Daha sonra: “Sübhâneke la ilahe illa ente, kad zalemtu nefisî fağfir lî” dedi ve güldü. Ona: 'Niçin güldün ey müminlerin emiri? diye sordum. Bana şöyle dedi: 'Ben Resûlullah'ın (a.s.) böyle yaptıktan sonra güldüğünü görmüş ve kendisine “Niçin güldün ey Allah'ın Resulü?' diye sormuştum. O da bana: Kul, “Rabbiğfirli” deyince bu Allah'ın hoşuna gider ve kulum benden başka kimsenin günahları affedemeyeceğini bildi, der demişti.”


11-Mücâhid şöyle demiştir: "İbn Ömer'le birlikte bir seferdeydik ve bir yere ulaştık oradan hemen saptı, kendisine niye böyle yaptığı sorulunca: Ben Resûlullah'ı böyle yaparken gördüm ve yaptım' dedi. Yine o, Mekke ile Medine arasında bir ağacın altına geldiğinde onun altında gölgelenir kaylûle yapar ve Resûlullah'ın böyle yaptığını söylerdi.”


12-Ömer b. Hattâb (Hacer-i Esved) için rükünde durarak: "Biliyorum sen bir taşsın, eğer Habibim’i (a.s.) seni öperken veya selamlarken görmeseydim, seni ne öper ve ne de selamlardım.” demiş ve şu ayeti okumuştur: “Andolsun ki Allah'ın elçisinde sizin için (kendisine uyulacak) en güzel bir örnek vardır.”


13-Hz.Ali cenazenin geçerken kalkılması hakkında: "Bizler Resûlullah'ı kalkarken gördük, kalktık, oturduğundaysa oturduk.” demiştir.


14-Resûlullah (a.s.) fetih günü, müşriklere celâdet ve kuvvetlerini göstermeleri için Sahabîlere ve yanındakilere omuzlarını açmalarını(ızdıba) ve tavafta hızlı yürümelerini (remel) emretmiştir. İslâm devleti güçlendiğinde Hz. Ömer bu amelin illetinin son bulduğunu düşünmüş ve: "Bugün Allah, İslâm'ı hâkim ve güçlü kılmış, küfrü ve kâfirleri de bertaraf etmiş olduğuna göre remel yapmanın ve ızdıbanın ne gereği var? Ancak buna rağmen bizler, Resûlullah (a.s.) döneminde yapmış olduğumuz şeylerden hiçbirini bırakmayız.” demiştir.


15-Abdullah b. Ömer'e: "Sefer namazını Kuranda bulamıyoruz" denilince, O: "Allah azze ve celle Muhammed’i (a.s.) bizlere gönderdiğinde hiçbir şey bilmiyorduk, hiç şüphesiz Muhammed (a.s.)'i nasıl yapıyor gördük ise öylece yaparız"' demiştir.


16-Salim, Abdullah b. Ömer'den Resûlullah’ın (a.s.) şöyle dediğini rivayet etmiş: “Allah'ın kadın kullarını mescitte namaz kılmaktan alıkoymayın.” Abdullah'ın bir oğlu (itiraz ederek): “Kesinlikle onları engelleyeceğiz” deyince Abdullah şiddetli bir şekilde kızmış ve kendisine: "Ben sana Resûlullah'ın hadisini anlatıyorum, sen ise onları engelleyeceğiz diyorsun!”


17- Rasulullah'ın (a.s.) ashabından olan Ebu Said Abdullah b. Muğaffel el- Muzeni (r.a.), akrabalarından birinin sapanla taş attığını görünce onu bu hareketten menederek şöyle dedi: Peygamberimiz sapan taşı atmaktan nehyetti zira o, ne av öldürür, ne düşman yaralar; o, yalnız göz çıkarır ve diş kırar buyurdu. Sonra İbn-u Muğaffel o adamı tekrar sapan attığını görünce dedi ki: Vallahi seninle bir daha konuşmam. Ben sana Allah'ın Rasulü'nün sapan taşı atmaktan menettiğini söylüyorum. Sen bunu yapıyorsun. (Buhari, Muslim)


18-İmam Azam Ebu Hanife: “Rasulullah'dan gelen hadisin baş ve gözümün üzerinde yeri vardır.”


19-İmam Şafii: “Bana Rasulullah'dan sahih bir hadis rivayet edildiği halde, onunla amel etmezsem, aklımın gitmiş olduğuna sizi şahit tutuyorum.”


20-İmam Malik: “Bizim içtihatlarımızın başkası tarafından ya reddedilir veya başkasınınkini reddeder, fakat Rasulullah'ın kabri şeriflerini işaret ederek Bu kabrin sahibinin sözleri müstesnadır.”


21-Mücahid; "Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi hemen onu Allah'a ve Resulü’ne arz ediniz." (Nisa/59) mealindeki ayetin tefsirinde: İşi Allah'a havale etmek Kur'an-ı Kerim'e, Rasulullah'a havale etmek ise hadisin hükmüne havale etmek anlamındadır.” Der.

*******************************************************************************************************************************
Kaynak:

1-İ'laü's-Sünne, Zafer Ahmed et-Tehanevi,  Yeni Usulü Hadis, İbrahim Canan
2-el-Menaru'l Münif, İbni Kayyım Cevziyye, Cantaş Yay.
3-Mevzu Hadisler, M.Yaşar Kandemir,D.İ.B.
4-Akıl Vahiy Açısından Sünnet, Dr. Mehmet Erdoğan, İFAV
5-el-Muvafakat, Şatıbi, İz Yay.
6-Kur'an Sünnet Bütünlüğü, Necati Kara, İhtar Yay.
7-Mevzu Hadisler, Abdulfettah Ebu Gudde, İnsan Yay.
8-Sünneti Anlamada Yöntem, Yusuf el-Kardavi, Rey Yay.
9-Fıkhi İhtilaflarda Ölçü,Şah Veliyyullah Dehlevi Yeni Akademi yay.

Rıza GÖRÜŞ

 
Geri