NEV'İYAT // TASAVVUF-TARİKATLAR  
V.VÜCUDLA-PANTEİZM

VAHDET-İ VÜCÜD–PANTEİZM ARASINDAKİ FARKLAR
 
 

Bölümün başlangıcında vahdet-i vücût ile panteizm (vahdet-i mevcut) arasında büyük farklar olduğunu belirtmiştik. Birbirlerinden ayrılan noktaları kısmen de olsa işaret etmek, bazı yanlış değerlendirmeleri önleme acısından faydalı olacaktır.

1-Vahdet-i vücût âyet, hadîs ve kalbî mükâşefeye dayanır. Panteizm ise, akıl mahsûlüdür.

2-Panteizme yeni bir şekil veren Spinoza cevheri “kendi zatıyla mevcut olan ve kendi zatında tasavvur edilen şeydir” diye tarif ettikten ve cevherin vahdetini “bir cevher ihdas edilemez” başlangıcıyla isbata çalıştıktan sonra, onun birtakım sıfatı olduğunu, bizim bunlardan ancak fikir ve imtidadı anlayabileceğimizi söylüyor. Fikir ve imtidadın Allah Taâlâ'ya niabeti vahdet-i vücûda göre asla caiz görülmemiştir. Spinoza insanlarda olan cüz'î iradeyi de inkâr etmiştir.

Yine aynı asırda yaşamış olan Hegel'e göre, eşyanın başlangıcı fikir “idêe” dir. Hegel'e göre Allah Taâlâ (hâşa) irâdesini, ilmini, şuurunu insanda bulmuştur.

3-Tasavvuf erbabı, Îslâmî akidelerin usûlünü kabulde ittifak halindedir. Vahdet-i vücut fikrini de bu inanca uygun bir tarzda kabul etmişlerdir. Panteistlerin görüşlerinde bir uyum sağlanamamıştır.

4-Panteizmde her şey Hakk'ın fiilleridir. Hayır ve şer, ibâdet ve mâ'sıyet birdir. Tasavvuf erbabına göre vücut ve kuvvet Allah’tandır. -halk ve icat noktasından- hayır ve şer O'ndan, kesb -Hakk'ın insanlara verdiği cüz'î irâdenin kullanılması suretiyle meydana gelmesi yönünden- kulların fiilindendir.  Kısaca fiiller kesb cihetiyle kula,  halk cihetiyle de Allah Taâlâ'ya nisbet edilir. Bu suretle kul, kendi fullerinden sorumludur.

5-Panteistler, âhireti düşünmedikleri gibi, ibâdetin lüzumuna da inanmazlar.

6-Panteistlere göre Allah Taâlâ’da hürriyet yoktur. Kâinatın varlığı O'nun irâdesi dışındadır.

(Tasavvuf ve Tarikatler, Dr. Selçuk Eraydın 133-134)
 

 
Geri