NEV'İYAT // TASAVVUF-TARİKATLAR  
KEMALAT ELDE ETME

Ahmet HALİLOĞLU


Hiçkimse kendi başına birşey olmadı.

Hiçbir demir kendi başına keskin kılıç olmadı.
Mevlana Mevlayı Rum olmadı.
Ta ki Şems-i Tebrizinin müridi olmadıkça...

          
  Ümmet-i Muhammed’in yürüdüğü sayısız yollar içinde cadde-i nuranisi hükmünde olan ve Efendimiz sav. ve Ashab-ı Kiramın izlerini takip eden Ehl-i Sünnet büyükleri bin dört yüz senedir yukarıda alıntıladığımız beyit düsturu ile hareket ettiler. Kemalatı elde etme yolculuğuna kimse kendi başına çıkmadı. Kimi ; Mevlana Hazretleri gibi medresesini talebesini terk etti ; kimi İmam-ı Şarani ks gibi kitaplarını. Ama Ehl-i Sünnetin gül yüzlü nurani çehreli alimleri mürşid-i kamillerden kemalat elde etme usullerini öğrendiler ve taliplere öğrettiler. Kalpten kalbe akan bu yol günümüze kadar devam etti.

            Ne var ki ; 19. yüzyıldan itibaren oryantalistlerin İslam Alemine attıkları muhtelif farklı fikirlerden birisi de kişinin bir mürşide/yol göstericiye/mürebbiye ihtiyacı olmadan kemalat kesb edileceği görüşüdür. Bu görüş oryantalistler kanalıyla içimize sirayet ettikten sonra maalesef geniş bir kabule şayan olmuştur. Bu fikir ile birlikte “ Kardeş kardeşe mürşid tavrı takınamaz” sözü maalesef insanlarımız arasında ciddi bir bunalıma yol açmış, bazı kesimlerin  hususi tahrik ve çabaları ile de insanımız gönül insanı olan mürşid-i kamillerden uzak durmaya başlamıştır.    
           Gerçekten herhangi bir kimse bir mürşide ihtiyacı olmadan tek başına kemalat kesb edebilir mi ? Kamil bir imana erişebilir mi ? İşte bu soruların cevabını ikinci bin yılın müceddidi İmam-ı Rabbani’den aramalıyız. Kemalat elde etme usullerine bakarak bu soruların cevabını bulabiliriz.
            İmam-ı Rabbani Hazretlerimizin beyanına göre Cenab-ı Hakka ulaştıran yolların ilki Kurb-u Nübüvvete denk gelen yoldur. (1) Bu yol yine İmam-ı Rabbani Hazretlerinin ifadesiyle aslın aslına ulaştıran, kısa ve kestirme yoldur. Bu yoldan asıl gidenler enbiya (peygamberlerdir). Yine Ashab-ı Kiram da sohbet-i Nebevi’ye mazhar olmaları şerefiyle bu yoldan ulaşmışlardır.. Bu yoldan bir de ümmetin büyük evliyaları (kümelin evliya) olarak isimlendirilen büyük Hak aşıkları gidebilirler. Şah-ı Nakşibend, Seyyid Abdulkadir Geylani, Seyyid Ahmed-er Rufai gibi piran-ı kiramın kemalat elde etme yolları kurb-u nübüvvet vasıtasıyladır.  Feyz asıldan alındığı gibi aracı ve tavassuta da bu yolda yer yoktur. 
            İkinci yol ise ; Kurb-u velayet yoludur. Velayet yakınlığı olarak isimlendirilen bu yola cezbe, sülûk, fena, beka,riyazat ve mücahede de dahildir. Bu yolda tavassut ve aracı olduğu gibi ümmetin aktab, evtad ve tüm veli kulları vuslata bu yoldan ulaşmışlardır. Kurb-u velayette manevi sekr (geçginlik/manevi aşk sarhoşluğu) mevcuttur. (2) Hallac-ı Mansur ve Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin k.s. yaşadığı manevi haller bu yolun bir getirisidir.  Kurb-u nübüvvette ise manevi sarhoşluk hali ve bu sekr haline dayalı bazı ilimler elde edilememekte veya nasip az olmaktadır. 
            Kurb-u Nübüvvetin zuhur etmesi kişinin kendi gayretine ve çalışmasına bağlı değildir. Bir ikram-ı ilahi, bir inam-ı rabbanidir. Kesbi değil vehbidir. Kurb-u Velayet ise böyle değildir. Kişinin kendi gayreti ve çalışması yolun başı için gerekliyse de fena ve beka makamları ise kurb-u nübüvvette olduğu gibi Allah-u Teala’nın ikramı ve
bağışıdır.   
          İmam-ı Rabbani Hazretleri Kurb-u Nübüvveti ictiba yolu, kurb-u velayeti ise inabe yolu olarak isimlendirmektedir. (3) İctiba yolunda yani kurb-u nübüvvet çekip alan yoldur. İnabe yolu ise yolda yürümektir.  Kurb-u velayet ile yola başlayanların; ancak ikram-ı ilahi ile kurb-u nübüvvete ulaşacaklarını bizatihi İmam-ı Rabbani Hazretlerimiz beyan etmektedirler. Nitekim Piran-ı Kiram Hazeratı da illa ki kendilerine bir mürşid edinmişler;  daha sonra İmam-ı Rabbaninin beyanı ile bir ikram-ı ilahi olarak Kurb-u Nübüvvet yoluna terfi etmişlerdir. Bu noktada en güzel misallerden birisi de Muhammed Bahaeddin Buhari Şah-ı Nakşibend Hazretleridir.  Şah-ı Nakşibend Hazretleri manevi seyre Seyyid Emir Külal Hazretlerinde başlamış ve yine O’nun gözetiminde Hace Abdulhalık-ı Gücdevani Hazretlerinin ruhaniyetinden üveysi olarak yola devam etmiştir. Günümüzde hiçbir mürşidin maddi/manevi terbiyesine girmeden üveysi olarak irşad vazifesi edindiklerini iddia edenler için Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin bu ahvali ciddi bir tefrik vesikası hükmündedir.

           

Bazı Nakşibendi ve Şazeli yolu büyüklerinin hususi olarak tercih ettikleri Kemalat-ı Nübüvvette lazım olan ana sermaye ilimdir. İlim olmadan bu yolda yürümek mümkün olmadığı gibi kemalat elde etmenin en mühim basamağı ise Sünnet-i Seniyye’ye ittiba etmektir.  Bu yolda salikin en çok sakınacağı amil ise evham, rüya ve hayale itibar etmemesidir. Bunları hiç nazarı itibara almayacak ve ilim ile salih amele devam edecektir. (4)Amel-i Salih olmadan öğrenilecek ilim ise kuru malumattan öteye geçemez. 
            Kurb-u Nübüvvet yolundan yetişen evliyaullahın en mühim siması ise tabiinden Üveys-el Karani’dir. Üveys-el Karani Efendimiz sav. görmemiş ancak muhabbetinden ötürü kesb-i kemal elde etmiştir. 
            Kurb-u Velayet yolu ise ; hayatta olan bir mürşid-i kamilin nezaketinde yapılacağı için nispeten daha kolaydır. Bu yolda mürşid her an dervişini muhtelif tehlikelere (rüya /evham / vesvese/hayal gibi) karşı koruyacaktır. Bu yolda mücahade, hizmet ve sohbet mühim bir yer tuttuğu gibi ; İmam-ı Rabbani Hazretleri de kıyamete kadar bu yolun açık olacağını beyan buyurmuşlardır. 
            Nitekim İmam-ı Şarani Hazretleri “ Bir insan altı yüz kanatla tek başına amel etse bile kemalatı elde etmeye yol bulamaz ve mürşidsiz yola çıkanın evham ve hayal tuzaklarında boğulmasından korkulur “ buyurmuşlardır.
              İlim kanadı ile seyre başlayanlar; engin bir okyanusta küçük bir kayık ile yola çıkanlar gibidir.  Küçük bir kayık okyanusun dalgaları, fırtınaları karşısında çaresizlik yaşıyorsa; ilme tek başlarına başlayanlar da aynı sıkıntılar ile karşı karşıya kalacaktır. Nefsin binbir evhamı, şeytanın binler vesveseleri kendisini meşgul edecektir.  Nefsin
hastalıklarının ise nasıl izale edeceği keşmekeşler devresi olan günümüz insanı için muhaldir. Riya, ucb, kibr gibi nefsani marazların ötesinde İmam-ı Gazalinin ks buyurdukları gibi kalpten en son çıkan manevi hastalık olan riyaset sevdasının nasıl terk edileceği de belirsizdir.

            Halbuki günümüzde muhtelif buhranların pençesinde kıvranan, ilmi olmayan kardeşlerimiz için en salim, en emin, en sıkıntısız ve en kolay yol kurb-u velayete denk gelen tarikat-ı aliyyelerdir. Bu yollar; nefsin, çağın ve şeytanın girdaplarından kurtulmak isteyenler için emin bir liman, salim bir hangah hükmündedir.

 *******************************************************************************************

1- Mektubat  3.cilt 122. Mektup
2- Mektubat  1.cilt 301. Mektup
3- Mektubat  1.cilt 302. Mektup
4- Edeple Varış Lütufla Dönüş S:63 - 64

           
 
Geri