NEV'İYAT // TASAVVUF-TARİKATLAR  
ÇIKIŞI

TASAVVUFUN ORTAYA ÇIKIŞI
 

Tasavvufun kaynağı Kitap ve Sünnettir. Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizin yaşadığı zühdî hayat yani dünyadan el etek çekme hali, ashabı tarafından da yerine getirilmiştir.

Tasavvuf, asr-ı saadette mevcut olup, ashab ve tabiîn ile daha sonra gelenlerin bu esasları muhafazası onun zamanımıza kadar devamını sağlamıştır.

İslâm fetihlerinin genişlemesi, harpte elde edilen ganimetlerin müslümanların refah ve sefahate sevk etmesi, bu ilmin müstakil bir tarzda zuhuruna medar olmuştur.

Bu haliyle tasavvuf ilk olarak Basra'da zuhur etmiştir, ilk devir sofilerinin hepsi zahittir. (1)

İlk önce sofi ismini alan zât Ebu Hâşim Sofi'dir. (ölm. 150/767) İlk tekke de Suriye'de Reml şehrinde Ebu Hâşim tekkesidir.(2)

Ebu Hâşim ile başlayan zühdî hareketler, kısa zamanda islâm memleketlerine yayıldı. Tarikat öncesi tasavvuf diye isimlendirilen bu devir sofileri azdır.

İmam Kuşeyri Risale’sinde seksen üç tane sofinin terceme-i halini zikretmiştir.(3)

Sofiyye mesleğine ilk olarak bir hareket veren Süfyan Sevrî'dir. (ölm. 161/778) Bu zât, Ebu Hâşim'e nisbetle daha çok şöhret bulmuştur.(4) Süyfan Sevri birkaç arkadaşı ile birlikte zâhidane bir hayat yaşamıştır. Arkadaşlarından biri Rabiatü'l - Adeviyye, (ölm. hicrî II. asrın sonu) diğeri Şeybetü'r-Ra'î'dir. (ölm. 158/775)" Şeybe, dünyayı terk ile Lübnan dağlarına çekilmiş, orada tek basma yaşamıştır.(5)

Sofiyye mesleğinin yayılmasına hizmet eden iki sofi, Zünnûn Mısri (ölm. 245/859) ve Ebu Yezid Bistamî'dir. (ölm. 261/875) (6)

Yukarıda zikrettiğimiz zevattan başka, sofiyye mesleğini ihtiyar etmiş kimselerin büyük bir kısmı Horasanlı'dır.

İmam Gazzâli'nin (ölm. 505/1111) eserlerinden önce, sofiyye hakkında yazılmış olan Risâletü'l - Kuşeyrî dahi, sofiyyenin zuhurundan çok sonradır. Risâletü'l - Kuşeyrî'yi yazan Ebu'l-Kasım Abdü'l - Kerim Kuşeyri bu eserini 437/1045 tarihinde tamamlamıştır.(7)

İmam Kuşeyrî, Eş'arî Mezhebi'ne mensuptur. O, eserinde sofiyyenin Ehl-i Sünnet Mezhebi'ne uygun olduğunu isbât etmek için çeşitli deliller ileri sürmüştür.(8)

Müslümanlar arasında tasavvuf gelişmeye ve yayılmaya devam ettiği sürece, bunun yanı sıra güzel sanatlarla alâkalı eserlerin de inkişaf edeceğini düşünmek normaldir.

İnsanı, Hakk'ın kudretinin tecellilerini müşahededen bir an geri bırakmayan, kâinattaki umumî ahengin, insanları teşhir eden esrarım ruhlara duyuran bu ilâhî aşk, şâirler için de mükemmel bir ilham kaynağı olmuştur.

Hicrî birinci asır acem edebiyatında kasîde, gazel ve mesnevilerinde tasavvufa karşı meyil göze çarpmazken, diğer asırlarda yazılmış manzum parçalarda tasavvuf neş'esi müşahade edilmektedir. Tasavvufa meyli olmayan şâirler bile, devrinin umûmî arzusuna uyarak eserlerinde bu ruhu yaşatmaya mecbur kalmışlardır.

İran yoluyla Türkistan'a geçen tasavvuf cereyanı çok kısa zamanda bütün bölgeye yayılmıştır. Meselâ büyük sofi Hoca Ahmed Yesevî (ölm. 562/1167)'nin yaşadığı devirde Türkler uzun bir zamandan beri, tasavvuf fikrine alışmış, mutasavvıfların menkıbe ve kerametleri, sadece şehirlerde değil, göçebe Türkler arasında bile yayılmıştır.

*************************************************************************************************

1-Kuşeyrî, a.g.e. s. I. s. 49

2-Mevlânâ Câmî, a.g.e. s. 86.

3-Kuseyrî, a.g.e. c I. s. 51. 186.

4-Mevlana Cami, a.g.e. s.86

5-a.g.e. s. 86.

6-Sülemî, a.g.esr.. s. 15-67. Kuşeyrî, a.g.e. c I. s. 54-80.

7-a.g.e. c I. s. 18.

8-a.g.e. c I. s. 19-22

 (Dr. Selçuk ERAYDIN, Tasavvuf ve Tarikatlar 15-20)

 
Geri