NEV'İYAT // TASAVVUF-TARİKATLAR  
YANLIŞ GÖRÜŞLER

YABANCILARIN TASAVVUFUN MENŞEİ HAKKINDAKİ YANLIŞ GÖRÜŞLERİ
 
Mahit İZ


Tasavvufun menşei hakkında, yabancıların mütalâaları dört muhtelif görüşte hülâsa edilebilir:

1. İRAN MENŞEİ:

Avrupalılar İslâmî ilimlerle ilgilenmeye başladıklarından bu yana en çok bahsedilen ve İslâm tasavvufuna müessir olduğu iddia edilen İran menşeidir. Bu görüş bazı müşteşrikler tarafından tetkik edilmeden kabule şayan görülmüştür. Comte de Gobineau "İran Tarihi" adlı eserinde bu görüşü müdafaa etmiş, Arapların felsefî tefekküre kabiliyetsiz, Aryalıların ise bu kud rete sahip bir  ırk olduklarını iddia etmiş ve ince bir tefekkür tarzı olan tasavvufun Araplara bunlardan intikal ettiğinden bahsetmiştir. Sonradan İran Edebiyatı profesörü Brown, bu iddiayı devam ettirmiştir.

İslâm felsefesiyle meşgul olanlardan Almanya'da Horten, Delitsch ve Fransa'da Edgard, Blochet, Ernenst Renan aynı fikri müdafaa ettiler.

Fakat, yukarıda isimleri zikredilen zevât hiçbir araştırmada bulunmadan Gobineau'yu taklit etmekten ileri gidememişlerdir. Zira Şiâ mezhebinin Arap memleketlerinde doğup gelişmesi ve bilahare İran'ı te'siri altında bırakması, bu görüşün butlanını isbat etmektedir.

2. HİNT MENŞEİ:

Bu fikri müdafaa edenlerin başında bizzat Türk âlimlerinden Harzemli Ebû Reyhan Birûnî gelmektedir. Hint   hakkında   yazdığı   büyük   eserinde   Hind'in      felsefî   doktrininin müslümanlara   te'sirinden bahsetmektedir.

Meselâ "Patankali" adı verilen Budizm felsefesinin İslâm mutasavvıflarından Bâyezid-i Bistamî, Hallâc-ı Mansûr ve Mahmud Şibesterî'ye te'sir ettiği söylenmektedir. Fakat bu iddia çok şüphe götürür. Çünkü tarihî vak'alar gösteriyor ki, Patankali, bu zâtlardan sonra teşekkül etmiştir.

 Bu görüş İslâm itikadına tam mânâsıyla muhaliftir. Zira İslâm dini vücud, yani varlığı kabul; adem, yani yokluk fikrini reddeder.  İslâmiyette dünyaya gönül bağlamamak, mutlak varlık olan Allah'a yaklaşmak içindir.

Ayrıca Müslümanlık Hindistan'a harp yoluyla değil, mutasavvıfların ve tarikatlerin kuvvetiyle girmiştir. Bu  tarikatlerin  en  mühimleri:  Türk  tarikatlerinden,  Kübreviyye,  Şettâriyye,  Nakşi-bendiyye,  Rûşeniyye, Nûrbahşiyye tarikatleridir.

Felsefî bakımdan, son asırda yetişen silâhsız mücahid Gand-hi, "İlâhî Aşk" doktrinini  İslâm tasavvufu te'siriyle vücuda getirmiştir.


3. YENİ EFLÂTUNCU MENŞEİ':

Tasavvufta en çok bahsedilen menşe'lerden biri de "Yeni Ef-lâtuncu"  te'sirdir.  Bu  te'sirin  de  doğrudan doğruya değil, ancak Mısır ve Güney Suriye'de inkişaf eden "Neoplatonizm"ve Irak'ta "Harran Mektebi" ve "Sâbiîlik" vasıtasıyla eski "Maniheizm" itikatlarının süzgecinden geçtikten sonra geldiği biliniyor.

Şu halde bu görüşü savunanlara göre Yeni Eflâtunculuğun tasavvuf üzerinde doğrudan doğruya rolü yoktur.

Zaten  evvelce  de  belirtildiğine  göre,  tasavvufun  Yunan  felsefesiyle  ilgisi  yoktur.  Felsefe  sofîyyece merduttur. İlk mutasavvıfların yaşadığı devirlerde İslâm alemine Yunan felsefesi henüz girmemiştir.


4. İBRÂNÎ HIRİSTİYAN MUHİTİ FİKRİ:

İslâmi inançlar üzerinde İbrânî - Hıristiyan muhitinin te'siri olduğu iddiası da ötekiler gibi çok rastlanan bir fikirdir.

Halbuki Musevî ve Hıristiyan itikâdı,  İslâmî itikâda tam mânâsıyla muhaliftir. Zira  Musevîlikte âhiret inancı yoktur. Hıristiyanlıkta ise teslis akidesi mevcuttur. Her iki dinin temel itikadını teşkil eden bu görüşler İslâm ruhuna ve İslâm tasavvufuna taban tabana zıttır.

Lügatçe-i Felsefe'nin ifadesine göre tasavvuf,  İslâm dininde nefisleriyle fânî ve Allah Teâlâ ile bâkî tabâyi'den (hevâ ve heveslerden) kurtulmuş ve hakikatlerin hakikatine vâsıl olmuş ve olan zümre-i havâssa mahsus bir mezhebtir.

El-Müncid adındaki Arap lügati da buna yakın bir ifade kullanmaktadır.

Hülâsa,  İslâm  tasavvufu  İslâm'a  yabancı  değildir,  Hıristiyanlık  ve  Budistlikten  alınmamıştır.  Bunun kaynağı Kur'an-ı Kerim ve hadislerdir. Bununla beraber tasavvuf, farklı şekillerde diğer dinlerde de vardır.


Sonsuzluk kervanı, peşinizde ben,

Üç ayakla seken topal köpeğim!

 Bastığınız yeri taş taş öpeyim;

 Bir kırıntı yeter kereminizden!

Sonsuzluk kervanı, peşinizde ben..

Sonsuzluk kervanı, istemem azâd!

Köleniz olmakmış, gerçek hürriyet.

Ölmezi bulmaksa biricik niyet

Bastığınız yerde ebedî hasad,

Sonsuzluk kervanı, istemem âzad!..


Necip Fazıl KISAKÜREK
 

 
Geri